ELFABE-El Çizgilerine Göre Karakter Çözümleme

”İnsanın yüzünde, cildinde, ellerinin içinde kader kalemiyle pek çok çizgiler, hatlar, nakışlar, nişanlar yazılmıştır.” (Mesnevi-i Nuriye)

ELFABE -El ve yüz çizgilerinden, tavır ve davranışlarından insanların kabiliyet ve kapasitelerini okuma sanatıdır. Şunu belirtmemiz gerekir ki bu ilim, gaybı bilme aracı değil -bugünkü hava tahmin raporları gibi- var olanı, işaretlerinden hareketle doğru değerlendirme aracıdır. Zaten Kur’an-ı Kerim’deki tanımıyla bu ilim, bir ‘şâkile’ ilmidir. “De ki, her şeyin ameli kendi şâkilesine göredir!” (İsrâ, 84) ayetinde geçen manasıyla ‘şâkile’, eşyanın şeklinden ve taşıdığı izlerden onun mahiyetini ve neye yaradığını, nereye varacağını bilme ilmidir. Mesela hayvanlarda ve otlarda cart sarı rengin, zehir ve tehlike işareti olduğu gibi…

Bu ilmin bilinen ilk temsilcileri arasında Aristo’da vardır. Müslüman ilm- simacılar, bu konuda o kadar ileri gitmişlerdir ki bir insanın vasıflarından, karakterinden beden ve yüz şekillerini tasvir etmeyi tahmin edebilmişlerdir. Arap ilm-i simacısı Ebu’l Vefa Mübeşşir b.Fatik’in böyle bir eseri mevcuttur. Aynı şekilde Ebu’s Sem’a El Emşati’nin renkler ve bunların işaret ettiği mana ve hastalıkları anlatan Kitabu’l Kavlis Sedid fi ihtiyaril-İma  ve’l Abid adlı bir eseri mevcuttur.

Ancak kabul etmek gerekir ki zamanla bu ilim dalı cahillerin eline geçerek esas amacının dışında kullanılmış, hurafe denilebilecek mahiyette kazanmıştır.

Herkes, geleceğini, ne zaman evleneceğini, kaç çocuğu olacağını, ne kadar kazanacağını ne zaman öleceğini merak eder. Ancak geleceği merak etmek, tahmin etmek, bilmeye çalışmak her daim insanın hayrına değildir zaten geleceği bütünüyle tahmin etmek de imkansızdır, gaybı ancak Allah bilir. ELFABE insanın kendini bilmesi ile ilgilidir, çünkü kendini tanımak, kişiyi Rabbine götürür.

El çizgilerini okumaktan maksat, insan mekanizmasının kabiliyet ve imkanlarını tespit etmeye çalışmak, hangi alanlarda daha başarılı olabileceği, sanata kabiliyeti olup olmadığı, karakter yapısını anlatır. Örneğin sol el (eğer sağ elimizi kullanıorsak), Allah’ın bize bahşettiği bütün imkan ve yeteneklerin deposudur. Sağ el ise bu hazineden ne kadarını kullanabildiğimizi ve kullanabileceğimizi gösterir. Diyelim ki sol elinizde ‘musikide deha’ çizgisi mevcut ama siz ömrünüzde hiçbir müzik aletini çalmamış ve müzikle ilgilenmemişsiniz. Bu durumda o çizgi kullanılmamış bir yetenek olarak yok olup gidecektir.

elcizgi

Ben kendimi bu ilim dalında geliştirmek istiyorum o yüzden burada kısaca bilgilendirme yapmak istedim.  Konuyla ilgilenenler varsa mail adresime iki elinin hem avuç içleri hem de parmakları görünecek şekilde birkaç fotoğraf çekip mailime gönderirlerse bildiğim kadarıyla analiz etmeye çalışırım inşallah.

 

 

Kitap- SULTAN FATİH

Selim Gündüzalp’in yazdığı ‘Sultan Fatih’ kitabı beni yine ve yeniden ceddimiz Fatih Sultan Mehmet’e karşı hayran bırakmış olsa da bilgilerin çok yüzeysel işlendiğini hissettim.  Kitap Fatih’in doğumundan itibaren ölümüne kadar olan hayatını anlatıyor. Ancak aldığı eğitim, kişiliği ve manevi yönü üzerinde daha çok durulabilir, şair kişiliğinden de daha çok bahsedilebilirdi. Kitapta pek çok bilgi var ancak hepsi yüzeysel kalmış . En azından İstanbul’un fethi daha detaylı anlatılabilirdi.

20140929_103901

Kitaptan bir kaç alıntı..

Mimar Neccar

Fatih Sultan Mehmet, Edirne’de tahta çıktığı sıralarda, Bizans İmparatoru Konstantin onunla dostluk tesis etmek için fırsat arıyordu. O zamanlar Ayasofya’nın kubbesi çatlamış ve yıkılma tehlikesi baş göstermişti. İmparator, Fatih’ten usta bir mimar istedi. O da mimar Neccar’ı İstanbul’a gönderdi. Türk mimarı kubbeyi maharetle tamir ettikten sonra, onun Marmaraya bakan tarafındaki bir köşesine de sağlam bir merdiven yaptı. İmparator bunu görünce sordu:

– Bu merdiveni neden yaptın?

– Kubbeye çıkılması için.

İmparator bir şey demedi. Mimar da Edirne’ye döndü. Fatih, Mimar Neccar’ı huzuruna çağırttı ve ona tamiratın nasıl olduğunu sordu. Mimar:

– Kubbe çok sağlam oldu Padişahım, dedi. Ayrıca bu muazzam mabedin bir köşesine de merdiven yaptım.

-Niçin?

– Siz er geç İstanbul’u feth edeceksiniz. Şehre girer girmez de elbette bu kiliseyi camiye dönüştüreceksiniz. Ben yaptıracağınız minarenin temeliyle merdivenini şimdiden inşa ettim ve burada iki rekat namaz kılarak öyle ayrıldım.

Bu sözlerden çok duygulanan Fatih, mimara ihsanlarda bulundu.

 

BİR ZAMANLAR OSMANLI ESNAFI

İslam tarihi boyunca pek çok adil padişah, kıyafet değiştirip halkını bizzat kontrol etmiştir. Bu sayede halkının her türlü hallerinden haberdar olup, gerekli tedbirleri almayı,halkın huzurunu bozan olumsuzlukları düzeltmeyi amaçlamışlardır. Fatih Sultan Mehmet de böyle bir padişahtır. Sık sık tebdil-i kıyafetle halkının arasına karışırdı. Yine böyle bir gün tebdili kıyafet giyerek, yiyecek, içecek fiyatlarını kontrol etmek niyetiyle Edirne’de çarşıya çıktı. Bir dükkana girdi.

– Yarım batman yağ verin dedi. Bakkal yağı tartıp verince tekrar sordu:

– Bal da var mı?

Bakkal:

– Var, fakat onu, karşıdaki bakkaldan alın; o da nasiplensin. Az önce siftah etmediğini söylüyordu.

Sultan Mehmet şaşırarak soruyor:

‘Niçin sen vermiyorsun?’

Bencillik hastalığından uzak bir toplumun sıradan bir ferdi olan bakkal şu güzelim cevabı veriyor:

‘Hep ben kazanayım, diğer bakkallar açlıktan mı ölsün? onların da çoluğu çocuğu var. Ben çocuklarımın bugünlük rızkını çıkardım. Biraz da öbürleri kazansın.’

Padişah karşıdaki dükkana giderek bir batman bal alıyor. Aynı bakkaldan tuz ve sabun almak istiyor. Fakat bu bakkal da birinci bakkal gibi söylüyor. Böylece birçok bakkalı dolaşıyor. Bu yaşadığından çok duygulanan ve memnun olan Sultan Mehmet, beraberindeki vezirine şöyle diyor:

‘Birbirine bu derece bağlı milletim olduktan sonra, ben İstanbul’u değil, bütün dünyayı fethederim…!’

—————————————————————————————————————-

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden naklen bazı kaynaklarda, hisarın umumi şeklinin Peygamberimizin Kur’an yazısındaki ismi şeklinde olduğu;  ‘mim,ha, mim, dal’ harflerinin yerlerine de birer istihkam yapıldığı hakkındaki rivayetleri birer yakıştırmadan ibaret saymak doğru değildir.

20140929_104017 20140929_103933

—————————————————————————-

Bizans kuruluşundan 1125 sene sonra tarihe gömülüyordu. İlk kuruluşundan Osmanoğulları tarafından fethine kadar 29 defa kuşatılmış, Mayıs’ın 29.günü ise fetholunmuştu. (1453)

————————————————————————-

Fatih İstanbul’u fethettikten sonra imparatorun cesedinin aranmasını emreder, bulunduğu haberini alınca da, imparatorlara has büyük bir törenle gömülmesini, dini ve milli bütün vazifelerin eksiksiz yerine getirilmesini, masraftan kaçınılmamasını, çünkü masrafı hususi hazinesinden karşılayacağını bildirir. Orada sur dışındaki ordugahına döndü. Galata Ceneviz Kolonisi temsilcileriyle görüşüp dertlerini dinledikten sonra katiplerine Rumca bir ‘amanname’ yazdırır. Bu belgenin tercümesi şöyledir:

‘Biz ki emr-i azam Sultan Murat Han oğlu padişahı muazzam ve emr-i azam Sultan Mehmet Han’ız; yerleri ve gökleri yaratan Allah adına, büyük Peygamberimiz Muhammed Mustafa Aleyhisselam adına, yüce kitabımız Kuran-ı Kerim adına, Allah’ın yirmi dört bin peygamberi adına, büyük babamız ve babamızın ruhuna, oğullarımız adına, kuşandığımız kılıç adına yemin ederiz ki, şehrin Katolik papazları tarafından, bizim Bab-ı Hümayunumuza temsilci olarak gönderilen rahiplerle Senyor Baraban Balios, Senyor Markiz Drifango ve tercüman Nikola Pelazoni’nin dileği üzerine, Galata halkının, bize tabi olan sair halklar gibi, adet ve ibadetlerini serbestçe yapmalarına izin veriyoruz. Sadece Galata Hisarı yıkılacak (o tarihlerde Galata Ceneviz Kolonisinin de etrafında surlar vardı) ahalinin barınakları,dükkan, bağ, değirmen, gemi, ticarathane ve sair emvaline dokunulmayacaktır. Ailelerine eskisi gibi sahip olacaklar, istedikleri şekilde idare edeceklerdir. Ticaret mallarını mülkümüzün her tarafında satmaya izinlidirler. Karada ve denizde serbestçe seyahat edebilecekleri gibi, gümrük ve angaryadan da muaf tutulacaklardır. Ancak itaat altında bulunan sair milletler gibi harç vermekle mükellef olacaklardır. Bu kanun ve kaideler bugünden başlayıp ebediyen hükümran olacaktır. Biz onları kendimizi korur gibi koruyup gözeteceğiz. Bu bölge ahalisi kiliselerinde diledikleri gibi ayin düzenleyebilecekler, kiliseleri camiye çevrilmeyecek, ancak yeni kilise yapımına ve çan çalınmasına izin verilmeyecektir.

Ceneviz tüccarları serbestçe gezip ticaret yapabilirler. Yeniçeri ordusuna katılmak üzere , çocuklarını almayacağız. Dinimizi kabul etmeyenlere karşı asla cebir kullanmayacağız. Galata ahalisine vaat ediyoruz, kendilerini bir köle gibi idare etmeyeceğiz. Başlarına kendilerinden birini tayin eyleyeceğiz. İçlerinden birini anlaşmazlıklarını halletmek üzere seçsinler.

Din adamlarına kötü söz söylenemeyecektir. Burada yazılı olduğu gibi, haracını verenler, hükme tabi olanlar serbesttir.’

Zağanos Paşa’nın notu ve Sultan 2. Mehmet’in mührüyle çıkan bu amanname, kendi devrini çok aşan bir belgedir.

Aşağıda gördüğünüz resimler bizatihi Fatih Sultan Mehmet’e ait. Çocukluk defterinden…

20140929_104137 20140929_104126

Kenar

Kitap- Kıl Beni Ey NAMAZ

Evet, yine Senai Demirci…

Eğer bu iki kitabı (Rabbin Sana Küsmedi ve Kıl Beni Ey Namaz) birlikte almış olmasaydım, ‘Rabbin Sana Küsmedi’ kitabını okuduktan sonra bir daha Senai Demirci’nin kitabını alıp okumazdım sanıyorum. Aslında bu iki kitap da yine hediye olarak aldığım kitaplardandı, ama okumadığım bir kitabı hediye etmek de olmaz diyerekten ben de önce okuyorum pek tabiki.

20140929_103624

‘Kıl Beni Ey Namaz’ şu anda elimde 18.baskısı bulunan 190.000 adet basılmış bir kitap. Bu demek oluyor ki benim 190.000’den farklı bir okuma zevkim var ya da bu 190.000 kişinin yaş ortalamasının üzerindeyim 🙂  Tanıtım bülteninde kitapla ilgili yazılanlar özetle şu şekilde: ‘Kıl Beni Ey Namaz’la namazın bizi doğru, duru, diri ve insan kılmasının ruhunu hissedeceksiniz. Abdestin insanın zihnini ve gönlünü nasıl kötülüklerden arındırdığına şahitlik edeceksiniz. Ezanla namaza çağrının, anne çağırışı gibi sıcak olduğunu fark edeceksiniz. Namaz vakitlerinin hayatımızı düzene koyduğunu keşfedeceksiniz…

20140929_103718

Evet, kitabın dili diğer okuduğum ‘Rabbin Sana Küsmedi’ eserine göre çok daha iyi, şiirselliği güzel yakalamış yazar, akıcı ve sıkmıyor insanı, özellikle de namaza yeni başlayan kardeşlerim için faydalı olabilir, zaten ben de bu kitabı namaza yeni başlayan bir kardeşim için almıştım, kitapta 96.sayfada Peygamber efendimizin (a.s.m): ‘Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi: Güzel koku, kadın ve gözümün nuru namaz’ hadisinden bahsediyor ve diyor ki yazar:

Ne olursa olsun çekicidir koku. Kimse bu çekime karşı bağışık olamaz. Yerçekimi gibi. Kaçınılmazdır, karşı konulmazdır. Nasıl yer çekimi ayağını yerden kesmene izin vermezse, koku çekimi de ayağını yerde tutmana izin vermez. Sanki dünyada ama dünyadan öte bir şeydir koku. Tene sürülür ama tenin ötesine taşır insanı. Arapça koku anlamına gelen ‘râyiha’ ile ‘ruh’ aynı kökten gelirmiş. Bediüzzaman Said Nursî,’ervâh-ı tayyîbe (güzel ruhlar) revâyih-i tayyîbeyi (güzel kokuları) sever’ derken, hem ruh ile ‘râyiha’ kelimeleri arasındaki akrabalığı imler, hem de yukarıdaki hadise gönderme yapar. Yani, ‘güzel ruh’ sahibi bir insan olarak peygamberimiz (asm) güzel kokuyu sever, sevdiğini söyler.

20140929_103808 20140929_103655

Ve kitabın sonundaki şiir ile noktalamak istiyorum yazımı

KIL BENİ EY NAMAZ

Kıl beni ey namaz

Çöllerden topla hücrelerimi

Rahmetinin serinliğinde yıka kalbimi

Kıl beni ey namaz

Ruhumu secdede yeniden fısılda bana.

Şah damarı yakınlığından emzir yetimliklerimi.

Kıl beni ey namaz

Dağlar küçülsün, denizler taşsın, dağılsın kalabalıklar.

Rükû rükû doğrult eğriliklerimi.

Kıl beni ey namaz

İkiye bölünsün kalbim kıblenin şakağında.

Sevgilinin işaret parmağı değsin göğsüme.

Kıl beni ey namaz

Topla sevdalarımı kırık aynaların çatlaklarından.

Ömrüme ilikle sevinçlerimi, firûze düşler düşür alnımın şafağına.

Kıl beni ey namaz

Tenim İbrahim gibi ateşe düşmüşken

Gül kokulu serinlikler değdir yüreğime.

Kıl beni ey namaz

Günahın,isyanın,nisyanın kuytusunda büyüttüğüm pişmanlıklarımın yüzünü kaldır yerden.

Al karanlıklarımı, al karanlıklarımı gözbebeklerinde yıka.

Kıl beni ey namaz.

İnsan kıl beni.

Doğru kıl

Duru kıl

Diri kıl beni

İnsan kıl bu bedeni.

 

Previous Older Entries

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 259 takipçiye katılın

KATEGORİLER