Bir Çiçek Bin Mutluluk

20150506_14055020150506_14050520150506_140459

İşte ailemizin yeni üyesi LİMON AĞACIMIZ. O kadar mutlu oluyorum ki balkonumdaki çiçeklerimin sayısı çoğaldıkça. Geçen hafta ne zamandır istediğim limon ağacını alma hususunda eşimi ikna ettim ve artık balkonumuzda bir limon ağacımızda vaar.. Sırada vişne ve kiraz ağacı var 🙂 Bunlar yarı bodur ya da bodur ağaç olarak fidesi satılıyor, limon henüz  1 metre boylarında ama küçük küçük meyvelerini vermeye başladı bile. Emin olmamakla birlikte onların limon olduğunu düşünüyorum (umuyorum:)

Herkes farklı farklı şeylerle mutlu oluyor, kimi çok para kazanınca, kimi altınla mücevherle,elbiseyle,kimi hayvanları besleyince kimi de benim gibi aship olduğu çiçek sayısı artınca:) Geçenlerde eşim üşenmemiş saymıl 36 saksı varmış evimizde.. Vay be dedim.. Havalar da ısındı 3 gün sulamasam hemen büküyorlar boyunlarını. Benim gibi sorunları olan, kafasında onlarca saçma şeyi kurup kurup senaryolaştırıp sonra kendi canını sıkmayı başarabilen yetenekli kardeşlerim varsa onlara da bu çiçek bakma işini terapi olarak önerebilirim. Onlarla ilgilenmek her şeyi unutturuyor. Hemen hemen her şeyi…

İşte bahçemden kareler…

20150506_140610 Bu yenidünyayı eşimin kardeşi geçen sene geldiğinde çekirdeğini başka bir saksının içine belki çıkar diye gömmüştü, ben unuttum gittim yabani ot zannediyordum başta sonradan anladım ne olduğunu:)

20150506_140535 20150506_140451 20150506_140531 20150506_140528 20150506_140517 20150506_140510 20150506_140447 20150506_140439 20150506_140431 20150506_140424 20150506_140418 20150504_183425   20150413_185700 20150413_185708 20150413_185719 wpid-20150410_020709.jpg wpid-20150417_191849.jpg

BİR TATLI HUZUR

Kurin öldükten sonra sanki kendime bağlanacak yeni bir dünyalık meşgale bulmam gerekiyormuş gibi çiçeklere verdim kendimi.. Haziran ayından beri birsürü çiçek aldım, saksı aldım, toprak aldım, hepsini bizatihi diktim, hatta tohum ektim çiçek oldu kimisi 🙂 Bazısının vakti geçti, soldu, soldurdum yenilerini aldım tekrar diktim. Ben bu çiçek bakma işini sevdim.. En azından öldükten sonra o kadar üzülmüyorsun :/ Aslında ben yine ilk orkidem (neredeyse) öldüğü zaman üzüldüm ama çok şükür ki yaprakları hala capcanlı, belki yine çiçek açar benim için.

Geçen ay 10 gün kadar İstanbul’daydım. İstanbul’a giderken eşime sıkı sıkı tembih ettim bak çiçeklerimi sulamayı sakın unutma diye. Hepsinin ayrı ayrı su isteği var, orkideyse diğer çiçekler gibi sulanmıyor. Çukur bir kaba su doldurup orkideyi o su dolu kabın içinde bekletiyorsunuz bir süre, sonra üstünden de biraz su döküyorsunuz ve tüm kökler suyu almış oluyor böylece. Ama eşim böyle yapmamış maalesef ki benim çiçeğim işte bu haldeydi ben İstanbul’dan döndüğümde :

wpid-20140730_175856.jpgwpid-20140730_175905.jpg

Varolan çiçekleri gitmiş ve dal kurumaya başlamıştı, ben de tüm dalı kaybetmemek için yeşil görünen kısmından onu kesmek zorunda kaldım ki bu biraz kalbimi acıttı. Sanırım budama işine de alışmam gerekecek. Sanki onun canı acıyacak niye kıyamıyorsun ki:) Hem nasıl ki doktor hastanın kangren olan bacağını kesmezse o hasta ölecek işte sevgili orkidem o dalı kesmeseydim belki sen de ölecektin ama benim kalbim böyle şeyleri öğrenemedi daha, hem böyle şeyler öğrenilir mi ki? Belki alışılır, ben de zamanla alışacağım inşaallah…

Ben o dalı kestim ama o dal kurumaya devam etti ve maalesef o dalı çıktığı yerden komple kesmem gerekti.. Şimdi sadece yaprakları var orkidemin.. Orkideler çok pahalı, bunu tesadüfen 20 TL’ye bulup almıştım, beyaz ve üzerinde mor çizgileri vardı, çoook güzeldi.. Yeniden satın almak için gittiğimde eski fiyatına dönmüştü (80,00 TL) Ben de İstanbul’dan geldiğimden beri yeni bir orkide arayışındaydım ki A101 ‘de kampanya varmış geçen hafta 20 TL’ye orkide satılıyordu, hemen aldım tabi 1 tane durur muyum, bu da yeni gözdem 🙂

 

wpid-20140820_002655_hdr.jpg

wpid-20140820_002736_hdr.jpg O kadar güzel ki.. Mutfağa koydum.. Yemek pişerken gidip tv izlemek bu orkideye bakmak kadar mutlu etmiyor beni. O kadar güzel o kadar ince sanatlı yaratılmış ki.. Sanki bir sanatkar kendini tanıttırmak istiyor, öyle güzel öyle narin ki.. Çiçeğine dokunuyorum, yumuşacık, fotoğraf makinem bu güzelliği gösterme konusunda biraz başarısız kalmış, belki sizin için bir gündüz çekimi yapıp bide o fotoğrafları koyarım:)

wpid-20140820_002640_hdr.jpg

 

20140511_161535

Bu güzel çiçeğimin adı da Gardenya.. Dünyanın en güzel kokulu çiçekleri diye internette arattığım zaman karşılaşmıştım ilk onunla, sonra da hemen gidip aldım pazardan, bir küçük poşetteydi, ben onu onun kadar güzel olmayan bir saksıya diktim. Birkaç kez çiçek açtı kokusuyla büyüledi beni ama bu aralar ya mevsimi değil ya da küstü bana, açmıyor çiçeğini..

Bizim için yaratılan bunca güzellik varken nasıl oluyor da görmüyor o gözler? İşitmiyor kulaklar? Sanki bir perde varmış gibi gözlerinde, sanki kulaklarında bir ağırlık… 😦

 

Risale-i Nur Dördüncü Şua’dan bir nükte…

Hem kendi san’atını beğendirmek ve nazar-ı dikkati celb etmek ve masnuunu ve seyircilerini memnun etmek için her şeyde öyle bir nazik san’at ve ince hikmet ve âlî zinet ve şefkatli bir tertib ve tatlı vaziyet görünüyor; bedahet derecesinde anlaşılır ki, kendini zîşuurlara bildirmek ve tanıttırmak isteyen perde-i gayb arkasında öyle bir san’atkâr var ki, her bir san’atıyla çok hünerlerini ve kemâlâtını  teşhirle kendini sevdirmek ve medh-ü senâsını ettirmek ister.

Hem zîşuur mahlûkları minnettar ve mesrur ve kendine dost etmek için tesadüfe havâlesi imkân haricinde ve umulmadığı yerden leziz nimetlerin her çeşidini onlara ihsan ediyor.

Hem derin bir şefkati ve yüksek bir merhameti ihsas eden mânevî ve kerîmâne bir muamele, bir muarefe ve lisan-ı hal ile ve dostâne bir mükâleme ve dualarına rahîmâne bir mukabele görünüyor.

Demek bu güneş gibi zâhir olan tanıttırmak ve sevdirmek keyfiyeti arkasında müşahede edilen lezzetlendirmek ve nimetlendirmek ikramı ise, gayet esaslı bir irade-i şefkat ve gayet kuvvetli bir arzu-yu merhametten ileri geliyor. Ve böyle kuvvetli bir irade-i şefkat ve rahmet ise, hiçbir cihette ihtiyacı olmayan bir Müstağnî-i Mutlakta bulunması elbette ve herhalde kendini aynalarda görmek ve göstermek isteyen ve tezahür etmek, mâhiyetinin muktezası ve tebarüz etmek, hakikatinin şe’ni bulunan nihayet kemâlde bir cemâl-i bîmisâl ve ezelî bir hüsn-ü lâyezâli ve sermedî bir güzellik vardır ki, o cemal kendini muhtelif aynalarda görmek ve göstermek için merhamet ve şefkat suretine girmiş, sonra zîşuur aynalarında in’am ve ihsan vaziyetini almış, sonra tahabbüb ve taarrüf, yani kendini tanıttırmak ve bildirmek keyfiyetini takmış, sonra masnuatı ziynetlendirmek, güzelleştirmek ışığını vermiş.

 wpid-20140816_113425_hdr.jpg

Bu yaramaz da benim kedim Oscar. 3 yıl önce, petshopta ölmek üzereyken almıştım onu. Para verip almadım, para verip hayvan satın almayı doğru bulmuyorum. Oscar ben onu sahiplendiğimde yaklaşık 2 yaşındaydı ve yavruları olduğunu söylediği diğer 2 kediyle yaklaşık 6 aydır kafesin içinde yaşıyordu. Petshopa her gittiğimde görüyor ve üzülüyordum haline, parayla sattığı için de almıyordum. En sonunda baktı ki kediyi isteyen yok, sen bakmak istersen alabilirsin dedi petshop sahibi, ben alır almaz doğru veterinere götürdüm ki veteriner yaşamayabilir dedi, çok kötü durumdaydı,aç kalmıştı,susuz kalmıştı. Annem eve kabul etmek istemedi, ayaklarının altı hep yaraydı yürüyemiyordu ve benim çok sevdiğim kedim Kurin’e de hastalık bulaştırma ihtimali vardı. Ama iyiki almışım onu, iyi ki hemen veterinere götürmüşüm, biraz serum,biraz ilaç, biraz ilgiyle 1 ayda toparladı bu yakışıklı.. İlk yürüdüğünde o kadar sevinmiştim ki.. Patileri hep yara içindeydi çünkü. Sonra.. 1,5 yıl sonra Kurin öldü Oscar kaldı.. Ecel işte. En sevdiğim gitti ama Rabbim ben yalnız kalmiyim diye o gitmeden bir küçük dost göndermiş oldu bana. Oscar’a az sarılıp ağlamadım Kurin öldükten sonra..

wpid-20140808_001240.jpg

 

RİSALE LÜGAT

DİKKAT-İ NAZAR İnceden inceye düşünme ve bakma. Bakış inceliği.
CELB Kendi tarafına çekmek. Çekmek, götürmek
ZİNET Süs. Bezek. Kadınlara mahsus kıymetli eşya.(Her bir çiçekte, her bir meyvede bir mizan ve o mizan bir intizam içinde ve o intizam, tazelenen bir tanzim ve tevzin içinde ve o tevzin ve tanzim bir zinet ve sanat içinde ve o zinet ve san’at, manidar kokular ve hikmetli tadlar içinde bulunduğundan; her bir çiçek o ağacın çiçekleri adedince Hakem-i Zülcelâl’e işaretler ediyor. L.)
BEDAHET Açıklık. Zâhir delil. Belli, açık, aşikâr. * Birdenbire, hazırlıksız söz söyleme. * Atın yürümesi. * Her şeyin evveli, öncesi.
AYİNE-İ ZİŞUUR Şuur sahibi âyine. (Yani: İnsan, cin, melek)
KEMALÂT (Kemal. C.) Faziletler, iyilikler, mükemmellikler. Ahlâk ve huy güzellikleri.
KERİMANE f. Kerim olana mahsus hâlde. Lutfederek. Kerime hâs bir suretde.
MUAREFE Karşılıklı görüşme ve tanışma.
MÜKÂLEME Karşılıklı konuşma. Anlaşma. Müzakere. Muhavere. Söyleşme.
MÜŞAHEDE Gözle görmek. Seyrederek anlamak. Seyretmek. * Muayene, kontrol.
TEBARÜZ Belli olma, belirtme. Görünme. * İki hasım cenk için meyadan çıkma.
Cemâl-i Bimisâl benzeri bulunmayan, eşsiz güzellik sahibi Allah.

tahabbüb :  Sevgi göstermek, muhabbet beslemek. Bir kimseyi dost ittihaz etmek. Sevdirmeği istemek.

taarrüf : Karşılıklı anlaşma, tanışma.

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 259 takipçiye katılın

KATEGORİLER