Bitmeyen Kitap

Günaydın. İnsan ne yaparsa yapsın hiçbir şeyi değiştiremiyorsa, sorunu dünyada aramamalı. Belki de, eski gözlerini değiştirmenin vakti. Kim bilir? Proust, “Gerçek keşif, yeni topraklar bulmakla değil, yeni gözlerle bakmakla ilgilidir.” der. Bu sabah, şu yaşamak eylemini yeniden keşfedeceğimiz bir güne gebe sevgili okur. Tıpkı her sabah gibi!.. Var olun.
 

Céleste Albaret – Monsieur Proust

Çevirmen: Sibel Pekin, Düz Yazı Yayınevi, s.414-417

 

   Bir defasında bana kayıp zamandan bahsederken, ona annemin bir cümlesini söylemiştim:
   “Efendim, annem zamanla ilgili sık sık şöyle derdi: ‘Onu kim oluşturuyorsa, satmadığı aşikâr.’”
   Tekrar etmemi istedi.
   “Ne kadar güzel Céleste! Ne harika! Kitabıma bunu da koyacağım.”
   Nitekim koydu da.
   Fakat yine de hayatının daimi konusu; isteğinin sonuna ulaşamama korkusu olarak kalmıştı.
   “Céleste’ciğim, çok bitkinim, daha fazla dayanamıyorum, lâkin devam etmeliyim… Sonunu getiremezsem bütün ömrümü bir hiç uğruna harcamış olacağım!”
   Kaç kez bu cümleyi duydum, kaç kez “Zaman, üzerimde baskı yapıyor!” dediğini hatırlarım…
   Ve bir gün şöyle söyledi:
   “Céleste, bitiremiyorum, ölüm beni izliyor. Beni takip ediyor.”
   Safça kendimi şaka yapmaya zorlayarak şöyle cevap verdim:
   “Peki efendim, uzatmak yerine niçin bitimiyorsunuz?”
   Acı içinde olduğu zamanlarda dahi yüzünde beliren anlayışlı ve sabırlı bakışlarıyla bana baktı:
   “Ah Céleste, sahiden öyle kolay mı sanıyorsunuz? Yapamam. ‘Son’ sözcüğünü yazmak, düşündüğünüz kadar kolay değil.”
   “Yine de efendim, sürekli ölümünüz üzerine konuşmamız için bu bir sebep değil.”
   “Öyle Céleste, çünkü öleceğim.”
   “Kesinlikle hayır efendim. Size hep söylüyorum; benden daha uzun yaşayacaksınız.”
   “Ve ben de size hep hayır diyorum Céleste. Gözlerimi kapatacak olan kişi sizsiniz. Ve beni iyi dinleyin, bunu anlamanız lazım… İnsanlar, ölümleri hakkında konuşurken onları dikkatle dinlemeyi öğrenmelisiniz. İçimizde taşıdığımız ölümü, yaklaştığında hissederiz… Ve ben, herkesten farklı bir hayata sahip olduğum için daha fazla hissediyorum. Hiç normal olmayan bir hayat sürüyorum; havasız, yemeksiz… Çocukluğumdan beri astım krizleri hiç şüphesiz sağlığımı mahvetti. Size kim bilir kaç kez söyledim; bronşlarım yanık lastik gibiler, kalbim artık yıllardır içimdeki noksan havayı bulmaya çabalamaktan bitâp düştü, nefes alamıyor. Çok ama çok yaşlı bir adamım Céleste… Zavallı kalbim bronşlarım kadar yaşlı. Daha uzun yaşamayacağım.
   “Böyle konuşmayın efendim, doğru değil.”
   “Doğru Céleste, doğru. Ve bu yüzden artık bitirmek istiyorum.”

   (…)
   Neşeli ve tamamen yenilenmiş hâldeydi, şaka yapmış bir çocuk gibi coşkundu.
   “Pekâlâ, Céleste, o hâlde söylüyorum. Harika bir haber. Bu gece, ‘son’ sözcüğünü yazdım!”
   Her zamanki gülüşüyle ve o ışıl ışıl bakışlarıyla şöyle ekledi:
   “Artık ölebilirim

http://sendy.folxdigital.com/w/h46WDBOalkfPy3cbW0OlbQ/4z9BFECO4kDGwrSOTP1Y1A/HmUW9LdaMsSeRWMAIZNk4Q

Ah İnsanlar İnsancıklar!

Samimiyetsiz

İkiyüzlü

Sahtekar

Çok konuşan

Boş konuşan

Gözünün içine bakaa bakaa yalan söyleyen

Sonrada hiçbir şey yokmuş gibi davranan

Gıybet düşkünü

Ne oldum delisi

Acınası varlıklar!

Ah insanlar! Ah insanlar!

Ben mağarama çekilmeye gidiyorum

Kendimi asıp gelicem.

03-11-1000x550

Ne Yazsam Oluyor?

Bu işte bir keramet mi var bir hikmet mi bir ceza mı bilemedim???

Bilen söylesin.

Ben bir kitap yazıyorum, onun dışında zaman zaman şiirler ve hikayelerde yazıyorum ama bir süredir üzerine yoğunlaştığım, bir yayınevine göndermek istediğim bir kitap çalışmam var. Ve şuna dikkat ettim. Ben bir şeyler yazıyorum ve o yazdığım şey gerçek hayatta oluyor. Şimdi ben yazdığım için mi oluyor? Yoksa olacağı için mi ben yazıyorum? İşin kötüsü kitapta başrol kadın kahramanımızı ölümcül bir hastalığa yakalattım, dün yazdıklarımda da ağrılarından zor yazıyordu. Bugün ağrılarla uyandım, doktor fibromiyalji demişti, zaten internetten okuduklarım kadarıyla ben de kendimde o teşhisi koymuştum. Şimdi yazmaya korkar oldum, bu çok sık başıma gelmeye başladı..

Bazen dışarda kendi kendime tebessüm ediyorum, içimden o kadar çok konuşuyorum, o kadar farklı alemlere gidiyorum ki.. Ama böyle olmasa yazabilir miydin diyorum sonra kendime, yazamadım. En iyisi ağrılarla, sızılarla, ve en önemlisi şükürle YAZMAYA DEVAM!

Vira Bismillah öyleyse !

Previous Older Entries

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 259 takipçiye katılın

KATEGORİLER