Kemal Sayar’dan Hayata Yön Veren Sözler

Psikiyatrist, şair, yazar Kemal SAYAR’dan hayata yön veren cümleler…

Evet twitter hesabımı sadece Kemal SAYAR’ın paylaşımlarından haberdar olabilmek için açtım itiraf ediyorum 🙂 Takip edin, kitaplarını okuyun, katıldığı televizyon programlarını izleyin, ne demek istediğimi o zaman anlayacaksınız. Yaşarken kıymetini bilmemiz gerekenlerden..  (TRT Haber- İnsanlık Hali Programı, her cumartesi izleyin, cumartesi izleyemiyorsanız benim gibi yapın, youtube üzerinden izleyin ama muhakkak izleyin.)

org_WN90VF9Q_960x616

Kemal Sayar’dan hazine niteliğinde, hayata yön veren satırlar:

Günümüz insanı olduğu kişi ile yetinemiyor çünkü gözümüzün önünde sürekli ışıltılı hayatlar var. İmge özün önüne geçmiş durumda. Bize sunulan imgeleri gerçek zannediyoruz. İnsanlar sosyal medya mecralarında çoğu zaman mutluluk pozu veriyorlar ama gerçekte mutlu değiller. Bizse o mutluluk pozlarının gerçek yaşantıları yansıttığını düşünüyor ve oradan yola çıkarak kendi mutsuzluğumuzu kıyaslama yarışına giriyoruz.

 

Mükemmeliyetçilik nedir?

Mükemmeliyetçi olmak bireyi mutsuzluğa sürükler mi?

Mükemmeliyetçilik insanın kendini çok büyük bir baskı altında hissetmesi durumudur. Üç tür mükemmeliyetçilikten bahsedebiliriz.

  1. Kendimize karşı takındığımız mükemmeliyetçilik. Yani kendimize şunu söyleriz: “Bu olduğum kişiden daha iyi kişi olmak zorundayım,” bu durumda sürekli kendimizi kamçılar ve bulunduğumuz yeri beğenmeyiz.
  2. Sosyal mükemmeliyetçilik. Yani başkaları benden ‘daha iyi olmamı bekliyor’ diye düşünüp sürekli başkalarının beklentilerine uygun, başkalarından alacağımız aferinlere uygun bir hayat sürmeye çalışmak
  3. Bir de bizim başkalarından beklediğimiz mükemmeliyetçilik var: etrafımızdaki herkes mükemmel olsun, harika olsun bizim beklentilerimizi karşılasın yoksa onlarla konuşmayız gibi ..

Üç tür mükemmeliyetçilik de insanı çok mutsuz eder çünkü “EN İYİ İYİNİN DÜŞMANIDIR.” Bir insan bir şeyi çok iyi yapmaya çalıştığı zaman yaptığı işten kolaylıkla vazgeçebiliyor. Mükemmeliyetçiliğin en temel huylarından bir tanesi zaten erteleme veya vazgeçme davranışıdır.  Bir şeyi çok iyi yapamayacaksam hiç yapmayayım veya onu yarına erteleyim.

Modern insan da çok büyük bir baskı altında çünkü giderek başkalarının hayatı için bizim hayatımızın çok boca edildiği, başkalarıyla kendimizi çok mukayese ettiğimiz bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bu sebeple de kendimizi olduğumuzdan daha iyi olmak zorunda hissediyoruz, performans delisi insanlar haline geliyoruz. Bu da bizi mutsuz ediyor.

İnsan kendini nasıl tanır?

Kendini tanıma biraz acı verici bir süreç, insanın kendini tanıması kolaylıkla olmaz. Kendi kusurlarıyla, eksikleriyle, kendi içindeki uçurumlarla yüzleşmeye cesaret etmesiyle olur. Kendini tanımak cesaret içeren bir süreçtir bunun için insan nerede hata yaptığını, neyi doğru yapmadığını kendine itiraf edebilmelidir. Gerçeklerle yüzleşme yönünde kuvvetli bir ego gücüne sahip olmalıdır. Kendimizi tanımak neyi iyi yaptığımızı neyi yanlış yaptığımızı iyi bilebilmektir. Bunun psikolojideki adı içgörüdür. İçgörülü insanlar davranışlarının niçin, nasıl cereyan ettiği hakkında fikir sahibi olan insanlardır. Bizler de neyi, niçin yaptığımızı ve hangi konuda hevesli, hangi konuda kısıtlı olduğumuzu bilebilirsek hayattaki amaçlarımıza daha az zahmetle ulaşabiliriz ama her durumda hayat bizden alınteri bazen de gözyaşı isteyecektir.

 

Anksiyete ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Anksiyete, dünyayı çok iyi kontrol edebileceğimiz yanılsamasından kaynaklanıyor. Dünya bizim kontrolümüz dışındadır, biz tedbiri alabiliriz fakat bazen de takdir tedbire gülümser. Takdir biz tedbiri alırken kendini icra eder. Dolayısıyla bizim her şeyi mutlak surette kontrol edebileceğimiz ve her şeyin elimizin altında olduğu yanılsamasından kurtulmamız lazım. Geleceğin ve hayatın belirsizliklerle dolu olduğunu kabullenmememiz lazım, anksiyete biraz da geleceğin getireceği belirsizlikleri kabullenmemeden kaynaklanıyor. Yarın deprem olacak mı acaba diye çok fazla düşünmeye başlayan biri bir süre sonra huzursuzlanmaya, sıkıntı duymaya ve sanki gerçekten yarın deprem olacakmış gibi hissetmeye başlar.

Yine anksiyeteli insanlar ipuçlarını olumsuz bir şekilde değerlendiren insanlardır. Gayet doğal karşılanabilecek bir şeyi sanki bir felaketin habercisiymiş gibi olumsuz değerlendiren ve zihinlerinde çok yoğun felaketleştirme yapan insanlardır. Anksiyeteli insanlar sıklıkla kendilerini yüzleşmenin zor olduğu durumlardan kaçarken bulurlar. Kalabalık ortamlarda panik atak geçireceğini düşünen biri hiç kalabalığa girmez, alışveriş merkezlerinden uzak durur, trafiğe girmez mesela. Böyle durumlarda da çivi çiviyi söker mantığınca, üzerine gitmenin faydalı olduğunu biliyoruz.

Hüzün…

maxresdefault

Hüzün insana öğreten, insanı kendi derinliklerine indiren, insanı çoğaltan bir duygudur. Hüzünden kaçmayalım, hüznün bize öğretmesine izin verelim ve onu bir misafir gibi içimizde ağırlayalım. Hüznü mutlaka defedilmesi gerekli bir bela gibi görmeyelim çünkü hüzünle faniliğimizi, kırılganlığımızı keşfederiz ve o kırılganlığı keşfetmekle de daha kamil insanlar haline geliriz.

Sosyal medyanın hayatımızın içine bu kadar girmesiyle insanda neler değişti sizce?

Samimiyeti ve yakınlığı kaybetti diyebilirim. Samimiyet pozu vermeyi samimiyet yerine koyuyoruz. Yakın görünmeyi gerçek yakınlığın yerine koyuyoruz. Aslında mesafeler uzak ama çok yakınmış gibi gözüküyor. İnsandan insana giden yol uzadı. Çok uzun vakitler sosyal medya mecralarında geçiren insanlar bir süre sonra evreni oradan ibaret zannediyorlar. Halbuki o bir tuşa bastığınız anda yok olan bir şey. Gerçek bir şey değil. Evet, bize orada uyandırdığı hisler gerçek, o hisler yüzünden kalbimiz kırılabilir, mutlu olabiliriz. Orada yazan bir şey bizi sevindirebilir ya da bizi üzebilir ama bunlar çok uzun ömürlü olmayacaktır.

İnsan kendisini nasıl yavaşlatabilir?

İşi hayatın ana uğraşı olmaktan çıkararak. İş dışında kendine meşguliyetler edinerek. Sevdiklerine daha uzun zaman ayırarak, hobilerine, heveslerine daha uzun zamanlar ayırarak. Kainatı hep motorlu taşıtlar içinde seyrederek değil yürüyerek temaşa etmek suretiyle. İnsan hikayelerini daha çok dinleyerek. Tabiatla daha çok haşır neşir olarak.  E-mail yerine mektup yazarak. Sevdiklerimizle whatsapp üzerinden konuşmak yerine buluşup gözgöze, dizdize konuşarak. Yani insanı insan yapan eski iletişim modellerine daha çok dönersek sanki yavaşlamayı da başarabileceğiz.

İyi yaşam sizce nedir?

İyi yaşam değerlere uygun yaşamdır. İyi yaşam insanın ilkeleri doğrultusunda, doğru bildiği ülküler doğrultusunda kendinden daha büyük bir ideale hizmet ederek yaşadığı yaşamdır. İnsan sadece kendisi için bu ömrü tükettiği zaman geriye hiçbir şey kalmaz ki.. İyiliğin, güzelliğin, hakkın, adaletin savunucusu olabildiğimiz kadarıyla bizim  hayatlarımız değer kazanır. Bazen çok önemsiz gördüğünüz, size göre sıradan bir insan o kadar yoğun bir iyilik askerdir ki onun hayatından geriye çok şeyler kalır.

Bizler, hayatın anlamı konusunda kendimize yapıcı sorular sormayı başarmalıyız. Çünkü bir filozofun dediği gibi hayatın NİÇİNİNE cevap bulan NASILINA da cevap bulur.

Bireyler arasında yapılan iletişimdeki kusurlar nelerdir?

İki insan arasındaki iletişimde en önemli kusurlar yeterince dinlememek. Karşımızdaki insanı anlamadan önce kafamızda onunla ilgili oluşturduğumuz çerçeveye onu yerleştirmek, onun sözlerini hep bir filtreden geçirerek ona yakıştırmak. Söylemediği şeyleri zihnimizde ona söyletmek. Şablonvari düşünmek. Bunlar iki insan arasında, karı-koca arasında, arkadaş arasında çok sık rastlanan iletişim kusurları. İyi bir iletişimin özü önce ve önce iyi dinlemeyi başarmak. Dinlemezsek, anlamazsak anlaşılmayız. Anlaşılmak için anlamayı öncelemek lazım. Önce ben anlayım sonra o beni anlasın demeyi başarmak lazım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s