Anneler ve Oğulları

Bir annenin evladına yapacağı en büyük kötülük herhalde hasta çocuğunu inatla tedavi ettirmemesidir.

Özellikle erkek çocuk annelerinde gözlemlediğim o kadar büyük yanlışlar varki… Kız çocuklarına karşı öyle değiller ama nedense erkek çocuk olunca daha bir hassaslaşıyorlar. Çocuğum doğmadan yapmak istediğim bir liste var ASLA BUNLARI ÇOCUĞUNA YAPMA! listesi, çünkü bazen kendimde de o potansiyeli görüyorum ve korkuyorum. 3 ay sonra Allah nasip ederse bir erkek çocuk annesi olacağım için, potansiyel oğlunun üstüne düşen oğlunu dünyanın en akıllı, en yakışıklı, en mükemmel erkeği zannedip bide hayatı boyunca o şekilde yetiştiren o annelerden olmak istemiyorum ben.

Nerden geldim gene buralara.. Erkek kardeşim yıllardır psikolojik rahatsızlık çekiyor, zar zorda olsa uzatmalı da olsa üniversiteyi bitirdi, hatta erasmus ile yurtdışında okudu bir dönem, ama bir türlü toparlayamadı. Ciddi bir atakla İstanbulda bir hafta özel bir klinikte yattı ama oraya yatırmak için ne mücadeleler verdim annemle ne kavgalar ettim. Yıllardır mücadele ediyorum ama hala ve hala bir şeyi yok, kendi kendine atlatır, o NORMAL diyor ya… Kendi kendine konuştuğunu gördüğü halde hala evet arada farklılıklar oluyor ama zaman zaman hepimiz sıkıntılar yaşamıyor muyuz diyor ya! Oğluma deli damgası mı vurulsun deyip hastaneye götürmüyor cebine parasını koyup altına o halde arabayı verip sonra ben oğlumu çok seviyorum deyip ağlıyor ya!!! Annelik böyle olmuyor işte! OL- MU-YOR!!!

Etrafındaki herkes ona çocuğunu doktora götür, doktora ihtiyacı var desede sadece bir yarım akıllı senin oğlunun hiçbir şeyi yok, fazla ZEKİ ondan böyle oluyor deyip ona inanmayı seçiyor ya! Elimizi kolumuzu bağlıyor, kardeşiminde tedavisini geciktirdikçe geciktiriyor. 6 yıl oldu ya 6 koca yıl…. bir öyle bir böyle… Bipolar bozukluk büyük ihtimalle.. Çünkü şizofren olsa kendi özbakımı azalır diyorum.. Ama son yattığı klinik teşhisi de bipolar demişti..

Düşünüyorum düşünüyorum bir anne evladına böyle bir kötülüğü nasıl yapar anlamıyorum! ETRAF NE DER!! İNSANLAR NE DER!! Damga yemek mi daha kötü yoksa tüm hayatının bu şekilde geçip gitmesimi.. Ömür dediğin vakit dediğin çok mu az kıymetli..

Hiç siz kanser hastası bir çocuğu tedavi ettirmeyen, o ilaçlar onu belki iyileştiriyor ama sağlığına da zarar veriyor, ömür boyu o ilaçları kullanırsa karaciğerleri, böbrekleri mahvolacak deyip de tedavi ettirmeyen birisini gördünüz mü.. Bu da hastalık.. Nasıl kanser bir hastalıksa, nasıl soğuk algınlığı bile bir hastalıksa akıllı ilgili olan tüm rahatsızlıklar da işte aynen onlar gibi bir hastalık.. Ciğerlerimiz su toplayınca doktor doktor koşup avuç avuç ilaç alıyoruz ad akılla ilgili bi sorun olunca neden ilaçtan etiketlenmekten bu kadar korkuyoruzki!!! ben iki kez ağır depresyon geçirdim, ikisinde de kendim gittim doktora, üstelik birtanesinde artık halüsinasyon görmeye başlamıştım uyuyamadığım için, ama gittim ve paşa paşa o ilaçları kullandım.. Ayıp değil ki, iyileştim Allah’a şükür 3 yıldır da iyiyim..
Olabilir, herkes hasta olabilir.. İnsanız biz, zayıf yaratılmışız, aciz yaratılmışız, muhtacız.. Muhtaçlığımızı ilan etmek neden kimilerine bu kadar zor geliyorki…

Psikologlar, ruh hastalıklarının şifasında ve bunlardan korunmada ımanın en önemli bir faktör olduğunda müttefiktirler. Harward Üniversitesi’nde felsefe Profesörü olan William James “Ruhsal ıstırabın en büyük ilacı, hiç şüphesiz imandır” diyor.

Yine psikologlar sinirsel gerginliğin ve ruhsal sıkıntısının ilacı, bir dost sahibi olmaktır kanısını ileri sürüyorlar. Peki Allah’tan daha iyi dost ve O’nun daima seninle beraber olduğunu düşünmekten bunu böyle bilmekten daha yakın ve daha derin bir teselli olur mu? İnsanı teselli edecek bir arkadaşa ihtiyaç bulunduğu hususunda söylemiş oldukları sözleri, Kur’an Kerim’in ilmine ve onun tavsiyesine nereden ulaşabilir? Zira Cenab-ı Hak (c.c.) şöyle buyuruuyor:

“Eğer kullarım sana benden sorarlarsa, bilsinler ki ben onlara yakınım. Beni çağırdığı zaman çağıranın duasına cevap veririm.” (Bakara: 186)

“Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf: 15) “Üç kişi gizli söyleşmez ki, dördüncüsü Allah olmasın.” (Mücadele: 6)

Sonuç olarak Cenab-ı Hakk’ın şu mübarek sözünü işitmek, ruha rahatın ve huzurun en yücesini getirir:

“Her güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah: 4-5)

Derdi veren Allah elbet dermanı da verir.. Rabbim her türlü musibet karşısında daima sabreden bir kul olmayı nasip eylesin inşallah. Amin….

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 246 takipçiye katılın

KATEGORİLER

%d blogcu bunu beğendi: