Sustukça Susarmış İnsan

Ne kadar da çok yorgunum. Yazmaya yorgunuım, okumaya yorgunum, kapattığım kapıları açmaya yorgunum.

Sevmeye yorgun, sevilmeye yorgunum. Gitmeye yorgun, kalmaya yorgunum. Tutunmaya yorgun.

Dinlemeye yorgun, anlatmaya çok yorgunum.

Birileri birilerinin ölümünü konuşuyor, çaresiz. Birileri birilerinin maaşını konuşuyor, meraklı.

Birileri hep birilerinin ardından konuşuyor, ben en çok dinliyorum bugünlerde. Her günde, bütün günlerde, çünkü en zor şey susmak kimine göre.

Susmayı beceremeyenlerin işini kolaylaştırıyor, dünyanın en uzun cümlelerini kuruyorum susarak bende.

Eskiden boş kağıtlara bulutlar çizer, Güneş’i doğurur, kuşları uçururdum. Şimdi gülümsemek için yüzümdeki kasları hareket ettiresim bile yok. Bana göre en kolayı susmak olduğundan susarak seviyorum bende. Susarak öfkeleniyor, susarak bağırıyorum. Susarak çağırıyorum en gizli hatıralarımı.

Kağıtlarla aramın bozuk olduğu günlerdeyim. Böyle günlerde en çok kalemlerimi seviyorum. Ne kadar uzaklaşırsam uzaklaşayım, hep bekleyişteler. Eylül geliyor, biliyorum, o yüzden bu susuşlarım.

Farketmeden

Susamış suların akışı gibi
Çaresiz gözlerin bakışı gibi
Kapının ansızın çalışı gibi
Akrebin ateşte yanışı gibi

Vazgeçip uzaktan senin yanında
Kendime cevapsız soru sormuşum
Kaybolup giderken fırtınalarda
Gönlümce bir ıssız ada bulmuşum

Farketmeden senin olmuşum

Güneşin gölgede kalışı gibi
Uykunu düşlere dalışı gibi
Kalbimin nabzımda atışı gibi
Bir yolun bir yere varışı gibi

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 246 takipçiye katılın

KATEGORİLER