Bazı Yaralar

Bazı yaralar iz bırakır…

Birkaç ay önce aşure ayında ilk kez aşure yapmaya niyetlendim. Bol malzemos olsun dedim, biraz bol malzemos olayını abartmışım sanırım çünkü aşure piştikçe çoğaldı piştikçe çoğaldı ve hem komşudan hem babaannemden kazanvari iki tencere istemek zorunda kaldım 🙂 Yani iki kazan bir tencerelik aşure yapmış oldum. Aynı anda karıştırdım bu arada üçünü de. Halimi siz düşünün artık 🙂 Neyse bu karıştırma sırasında aşure yapanlar bilir kaynadıkça pıt pıt atar ya aşure. İşte o pıtlardan birisi sağ elimin üzerine geldi ve resmen göz şeklinde bir açılma oldu derimde. Canım o kadar çoookkkkkk yandıki.. Ah Müjde dedim o zaman, bu acıya katlanamıyorken nasıl cehennem sıcağına dayanacaksın!?!? Bu elinle işlediğin günahlarına kefaret olur inşallah dedim. Başıma ufak musibetler gelince seviniyorum, mazoşist ruhlu olduğumdan değil tabi!

Keşke kalbimizdeki yaralarda elimizde, dizimizde, yüzümüzdeki yaralar gibi olsa. ilk önce acıtsa sonra sadece izi kalsa. Düşünsenize ütü yaprken eliniz yanmış ve bir iz kalmış, önce canınız yanar, soğuk suya tutarsınız, ama birkaç saat sonra acı hafifler, ertesi gün dahada azalır ve birkaç gün içinde acı hissedilmez olur sadece bir iz olarak kalır. Ama duygusal yaralarımız. Kalbimizdeki yaralar. Onlar hemen geçmez. Hemen geçmez ama tıpkı bir çay yanığı gibi gün geçtikçe azalır verdiği sızı. O yüzden bu yazıyı okuken kalp sızısı çeken kardeşlerim varsa, kesin olarak söyleyebilirim ki, zamanla daha az hissettirecek bu acı kendini. Öyle ki ‘aa bugün hiç aklıma gelmedi kalbimin sızısı’demeye başladığınız anlardan belki de günler sonra aklınıza gelmemesi bile aklınıza gelmiycek 🙂 Çünkü Rabbim bize unutmak nimetini vermiş. Elhamdülillah. Biz insanoğlu ise çok sabırsısız çook…

Üstad ikinci lema, dördünce nüktede sabır kuvveti ile ilgili çok güzel bir tesbit yapmış. Nefsimle beraber okuyayım

Yirmi Birinci Sözün Birinci Makamında beyan edildiği gibi, Cenâb-ı Hakkın insana verdiği sabır kuvvetini evham yolunda dağıtmazsa, her musibete karşı kâfi gelebilir. Fakat vehmin tahakkümüyle ve insanın gafletiyle ve fâni hayatı bâki tevehhüm etmesiyle, sabır kuvvetini mazi ve müstakbele dağıtıp, halihazırdaki musibete karşı sabrı kâfi gelmez, şekvâya başlar. Adeta—hâşâCenâb-ı Hakkı insanlara şekvâ eder. Hem çok haksız bir surette ve divanecesine şekvâ edip sabırsızlık gösterir.

Çünkü, geçmiş her bir gün, musibet ise zahmeti gitmiş, rahatı kalmış; elemi gitmiş, zevâlindeki lezzet kalmış; sıkıntısı geçmiş, sevabı kalmış. Bundan şekvâ değil, belki mütelezzizâne şükretmek lâzım gelir. Onlara küsmek değil, bilâkis muhabbet etmek gerektir. Onun o geçmiş fâni ömrü, musibet vasıtasıyla bâki ve mes’ut bir nevi ömür hükmüne geçer. Onlardaki âlâmı vehimle düşünüp bir kısım sabrını onlara karşı dağıtmak divaneliktir.

Amma gelecek günler ise, madem daha gelmemişler, içlerinde çekeceği hastalık veya musibeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şekvâ etmek, ahmaklıktır. “Yarın, öbür gün aç olacağım, susuz olacağım” diye bugün mütemadiyen su içmek, ekmek yemek ne kadar ahmakçasına bir divaneliktir. Öyle de, gelecek günlerdeki, şimdi adem olan musibet ve hastalıkları düşünüp, şimdiden onlardan müteellim olmak, sabırsızlık göstermek, hiçbir mecburiyet olmadan kendi kendine zulmetmek öyle bir belâhettir ki, hakkında şefkat ve merhamet liyakatini selbediyor.

Elhasıl, nasıl şükür nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de, şekvâ musibeti ziyadeleştirir. Hem merhamete liyakati selb eder.

Birinci Harb-i Umumînin birinci senesinde, Erzurum‘da mübarek bir zat müthiş bir hastalığa giriftar olmuştu. Yanına gittim. Bana dedi:

“Yüz gecedir ben başımı yastığa koyup yatamadım” diye acı bir şikâyet etti.

Ben çok acıdım. Birden hatırıma geldi ve dedim:

“Kardeşim, geçmiş sıkıntılı yüz günün, şimdi sürurlu yüz gün hükmündedir. Onları düşünüp şekvâ etme. Onlara bakıp şükret. Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler; Rabbin olan Rahmânü’r-Rahîmin rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücut rengi verme. Bu saati düşün.

Sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. Divane bir kumandan gibi yapma ki, sol cenah düşman kuvveti onun sağ cenahına iltihak edip ona taze bir kuvvet olduğu halde, sol cenahındaki düşmanın sağ cenahı daha gelmediği vakitte, o tutar, merkez kuvvetini sağa sola dağıtıp, merkezi zayıf bırakıp, düşman ednâ bir kuvvetle merkezi harap eder.”

Dedim: “Kardeşim, sen bunun gibi yapma. Bütün kuvvetini bu saate karşı tahşidet. Rahmet-i İlâhiyeyi ve mükâfât-ı uhreviyeyi ve fâni ve kısa ömrünü uzun ve bâki bir surete çevirdiğini düşün. Bu acı şekvâ yerinde ferahlı bir şükret.”

O da tamamıyla bir ferah alarak, “Elhamdü lillâh,” dedi, “hastalığım ondan bire indi.”

167678

(Mü’mine musibet olarak her ne isabet ederse günahlarına kefaret olur)

mü’min hastalandığında, bu onu, tıpkı körüğün demirin  pasını giderip temizlediği gibi tertemiz kılar.” İbn Hibban, VII, 198.

“Mü’mine bir diken ve daha da küçüğü bile isabet etse, Allah onunla mutlaka bir derecesini artırır, bir günahını ise dü­şürür.”( Müslim, IV, 1991.)

 “Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık bir üzüntü hatta bir ufak tasa isabet edecek olsa, Allah bu sebeple onun gü­nahından bir kısmını mağfiret buyurur.”( Buharı, Marda, 1.)

 “Mü’min erkek ve kadının kendisinde, çocuğunda, malında bela eksik olmaz. Ta ki günahsız olarak Allah’a kavuşsun.”( Muvatta, Cenaiz, 40.)

 “Mü’min kişiye hiçbir yorgunluk, rahatsızlık, kaygı, üzüntü, keder, sıkıntı isabet etmez ki; hatta ayağına batan bir diken bile yoktur ki, onunla günahları silinmesin.”( İbn Hibban, VII, 166.)

 “Mü’minin hastalığı bir silkelenmedir. Günahlarını döker.”( Bezzar, Müsned, IV, 111.)

 Mü’min, hastalık ve musibetten ders çıkarır

musibet-2

 “Mü’mine bir hastalık gelir, sonra da Allah ona şifa verirse, bu hastalık onun geçmiş günahlarına kefaret, geri kalan hayatı için de bir öğüt olur. Münafık hastalanır, sonra da afiyet verilir. O ise, sahibi tarafından bağlanıp sonra da salıverilen, fakat niçin bağlandığını, niçin salıverildiğini bilmeyen bir deve gibidir.”( Ebu Dâvud, III, 182.)

 Ateşli hastalıklar, mü’minin Cehennem azabına karşılık olur

 Hz. Peygamber (a.s.m.), bir hastayı ziyarete gitmişti. Hasta­nın ateşi vardı. Buyurdu ki,

“Müjdeler sana! Allah buyuruyor ki: ‘Bu benim ateşimdir, dünyada mü’min kuluma isabet ettiririm ki, âhirette (hak ettiği) cehennem ateşine karşılık olsun.'”( el-Müstedrek,I, 496.)

 “Ateşli hastalık, cehennemden bir esintidir. Mü’minin cehen­nemden payına karşılık olur.”( Mecmau’z-zevâid, II, 306.)

 “Hastalıktan dolayı titreme ve ateş isabet ettiğinde mü’minin durumu, ateşe sokulup kiri, pası giden, tertemiz kalan bir demir parçasının durumuna benzer.”( el-Müstedrek, I, 145.)

 Evlat acısına sabreden mü’minin mükâfatı cennettir

 Allah buyurur: “Dünya halkından en sevdiğini elinden aldı­ğım halde sevabını umarak sabreden mü’minin Bendeki mükâfa­tı cennetten başkası değildir.”( Buharı, V, 2361.)

 “Mü’minin evladı öldüğünde, Allah meleklerine sorar: ‘Siz kulumun evladının canını aldınız mı?’

 Onlar, ‘Evet’ diye cevap verirler. ‘Onun gönlünün meyvesini aldınız mı?’ diye tekrar so­rar. ‘Evet’ diye cevap verirler. ‘Peki ne dedi?’ diye sorar. Onlar,

 ‘Biz Allah’a aidiz ve yine O’na döneceğiz dedi ve Sana hamd etti’ cevabını verirler. Bunun üzerine Allah, ‘Ona cennette bir köşk inşa edin ve ona ‘Hamd Evi’ adını verin’ buyurur.”( İbn Hibban, VII, 210.)

 Mü’minin her hali hayırdır

 “Mü’minin haline hayret edilir, her hali hayırdır. Kendisine bir nimet gelse şükreder, bir sıkıntı gelse sabreder. Her ikisi de onun için hayır olur. Bu, mü’minden başka bir kimse için söz konusu değildir.”( İbn Hibban, VII, 155.)

 Musibet anında feryat etmek mü’mine yakışmaz

 “(Istırap ve matemi sebebiyle) yanaklarını yolan, üst başını artıp dövünen bizden değildir.”( Müslim, İman, 165.)

 Mü’min, iman sıcaklığının verdiği esneklikle musibetler karşısında yıkılmaz

 “Mü’min yeşil ekine benzer; rüzgâr vurdukça o da durmadan sağa sola esner. Sürekli gelen musibetlere karşı mü’min bunun gibi esnektir. Münafık ise, sedir ağacına benzer, esnemeyip so­nunda kökünden sökülüp fırlatılır.”( Müslim, IV, 2163.)

 İmtihan dünyasında dertsiz ve tasasız yaşamı beklemek yersizdir

 “Dünya, mü’minin zindanı, kâfirin ise cennetidir.”( Müslim, IV, 2272.)

 “Dünya, mü’minin zindanı ve kıtlık yıllarıdır. Dünyadan ay­rıldığında zindandan ve yokluktan kurtulur.”( ‘el-Müstedrek, IV, 351.)

 Mü’min her sınavdan yüzünün akıyla çıkar

 “Mü’min kul, som altın külçesine benzer. Ateşe sokulur, kö­rükle üzerine üflenip tertemiz çıkar. Ağırlığından da hiçbir şey eksilmez.”( el-Müstedrek, I, 147-)

 Mükâfat kazanmanın şartı, yakınarak Allah’ı kullara şikâyet etmemektir

 “Allah buyurur ki: ‘Mü’min kuluma bir musibet verdiğim za­man Beni ziyaretçilerine şikâyet etmezse, onu hastalık bağından kurtarırım. Kendisine önceki etinden daha iyi bir et, kanından daha iyi bir kan kazandırırım. O da hayata günahtan tertemiz olarak yeniden başlar.”( el-Müstedrek, I, 500.)

 Hastalık bir perhizdir. Allah sevdiğine verir

 “Allah mü’min kulunu sevdiği için onu dünyalıktan korur. Tıpkı sizin, zararlı olan yiyecek ve içeceği hastalarınızdan esir­gediğiniz gibi.”( el-Müstedrek, IV, 231.)

 “Allah, mü’min kulunu sevdiği için helal olmayan dünyalık nimetleri ondan esirger. Tıpkı, zararından korktuğunuz için ye­mek ve içmekten hastanıza perhiz tutturduğunuz gibi.”( Ahmed, Müsned, V, 427.)

 “Hiç şüphesiz Allah, mü’min kuluna ancak yanındaki yüksek değerinden dolayı musibet verir.”( el-Mu’cemul-Kebîr, XXII, 323.)

 Hastayken yapılamayan mutat iyilik ve ibadetler, aynen yapılmış gibi yazılır

 “Mü’min hastalandığında, ilgili melekler, ‘Rabbimiz, verdiğin hastalık yüzünden falan kulun iyi amel işleyemiyor.’ derler. Allah, ‘İyileşinceye veya vefat edinceye kadar, daha önce yapmakta olduğu iyilikleri aynen yazmaya devam edin.’ buyurur.”( el-Müstedrek,IV, 344.)

 Hastalık ve musibet, mü’min için, Allah sevgisinin ve yüksek derecelere erdirme iradesinin işaretidir

 “Allah’ın mü’min kuluna bela ve musibet vermesi, o kulunun Kendi katındaki yüksek değerinden dolayıdır. Allah ona öyle bir derece takdir etmiştir ki, o dereceye kendi ameliyle ulaşması mümkün olmaz. Allah ona bela verir ki, sabretme sevabıyla o dereceye ulaşabilsin.”( Mecmau’z-Zevâid, II, 293.)

 “Allah, mü’min kulunu hastalığa müptela eder ki, bütün gü­nahlarını temizlesin.”(Mecmau’z-Zevâid, II, 302)

 Mükâfat almak için Allah’a yönelip teslimiyet gös­termeli

 “Mü’min, musibete uğradığında, Allah’a teslim olur, ona yö­nelir ve ‘Biz Allah’ınız ve yine sonunda O’na döneceğiz’ derse, onun için üç hayırlı nitelik yazılır: Allah’ın bağışlaması, O’nun rahmeti ve doğru yolda sebat başarısı.”( Mecmau’z-Zevâid, VI, 317.)

 Musibet karşısında ölüm temenni edilmez

 “Mü’min başına gelen bir zarardan dolayı ölümü temenni etmesin. Eğer mutlaka bir şey dileyecekse, ‘Allah’ım, yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat; ölüm daha hayırlı ise canımı al.’ desin.”( Sünenü’l-Kübra, VI, 262.

 Allah yolunda mücadele ederken korkuya kapılmak bile günahları temizler

 Bir mücadele sırasında galibiyet gibi mağlubiyet de, zafer gi­bi bozgun da söz konusu olabilir. İşte, insan olmamız hasebiyle güçsüzlük ve çaresizlik durumunda yüreğimiz endişe ile ürperse bundan dolayı bile günahlarımız dökülür: “Mü’minin yüreği Al­lah yolunda korkuyla titrediğinde, olgunlaşmış hurmaların, dal­dan dökülmesi gibi günahları dökülür.”(el-Mu’cemü’l-Evsat,VIII,184.)

 Musibete karşı mü’minin acısını paylaşmak, onu teselli etmek büyük sevaptır

 “Kim bir musibetten dolayı mü’min kardeşini teselli ederse, Allah Kıyamet günü ona şeref elbiselerini giydirir.”(es-Sünenü’l-Kübra,, IV,59.)

“Mü’min kardeşini ziyarete giden, dönünceye kadar rahmet içindedir. Hasta mü’min kardeşini yoklamaya giden de dönünce­ye kadar cennet bahçesindedir.”( Mecmau’z-Zevâid,, II,298.)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s