Bir Mahşer Yeri Şimdi Yalnızlık

Zaman zaman sıratın üzerindeki halimi düşünüyorum. Öldükten sonra şunu diyeceğimden eminim, neden daha çok Kuran okumadım, neden dizlerimde yaralar çıkana kadar namaz kılmadım, neden daha çok oruç tutmadım ki… Elbette sadece bunlar değil.. Bir insan hergün oruç tutsun, hergün 5 vakit namazını kılsın, ama anne-babasına saygısızlık yapıyorsa, etrafındakilerin kalbini kırıyorsa, yalan söylüyorsa ne kıldığı namaz namaz olur ne de tuttuğu oruç oruç.. Ne oruç sadece aç kalmaktan ibaret ne de namaz sadece eğilip kalkmaktan.. Bunları nefsime diyorum.. İnsan belli bi yaştan sonra sadece okuyarak nefsini terbiye edebiliyor bence, bu saatten sonra bir başkasının öyle değil böyle yapmalısın demesi olmuyor. Oku oku oku! Risale-i Nurları okumaya başlamadan önce ne çok önyargım varmış ve okudukça ne çok sevdim ben öyle.

Bugün işyerimde odada yalnızım, eve gidince 3 gün evde de yalnız kalacağım çünkü eşim de ailesinin yanına gidiyor. İşte Müjde yüzyıllık yalnızlığın yeniden başlıyor, ne çok seviyorum ben sessizliği, yalnızlığı, evde karanlıkta oturmayı. Bende normal olmayan bir şeyler mi var? Eşim öyle söylüyor, pek dışarı çıkmayı, sosyalleşmeyi sevmiyorum diye bende normal olmayan bir şeyler varmış, sen normal değilsin diyor:) Halbuki eski Müjde böyle değildi ki diyorum içimden, gezmeyi, eğlenmeyi severdi. Ah geçmiş! Geçmişle ilgili değiştirmek istediğim öyle çok şey var ki.. Bir insan nasıl bu kadar değişebilir diyorum kendi içime dönünce.. İman demekki bunu yapıyormuş.. Eskiden Hacca Umre’ye gidip dönünce oraları anlatan insanlardan ağlayanları görünce garipserdim, şimdi sanki dün oradaymışım gibi burnumda tütüyor Mekke.. Kalbimde müthiş bir yangın, müthiş bir özlem var şimdi. İçim yanıyor, ağlıyorum, geçmiyor. Kelimelerimin kifayetsiz kaldığı yerdeyim, medet Mevlam!

Bu dünyada hepimizin bir sınavı var. Sınav içinde sınavlara tabi tutuluyoruz hergün. Benim en büyük imtihanım annemleymiş diyorum hep. Öyle çok sızı var ki, geçmeyen, kabuk bağlamayan öyle çok yara.. Ne kadar çok şey bilirsen o kadar çok canın yanar bazen hiçbir şey bilmemek, görmemek, duymamak en iyisidir. Ama gösteren Rabbim, işittiren Rabbim, bildiren Rabbim kimseye üstesinden gelemeyeceği bir yükü yüklemez.

Kardeşim çok hasta ve elimi kolumu bağlayan bir annem var ona yardım etmemi engelleyen. Neyi farklı yapmalıyım, nasıl yapmalıyım ki kimse kırılmasın, telafisi olmayan yaralar açılmasın kimsenin gönlünde bilmiyorum. Tek bildiğim Rabbim Kün fe yekün der! Ol der ve oluverir. İnşallah BU GÜNLER DE GEÇECEK.. BU DA GEÇER YA HU Müjde

imagesHâtem-i Zâhid (k.s.)hazretleri Âsım İbn-i Yûsuf hazretlerinin yanına geldiğinde Âsım (kuddise sırruh) ona sordu:
-Ey Hâtem namaz kılmayı güzel becerebiliyor musun?
O da ‘Evet’deyince, Âsım (k.s.):
-Peki, nasıl kılıyorsun? diye sordu. Hâtem-i Zâhid hazretleri başladı anlatmaya:
-Namaz vakti yaklaştığında abdestimi sünnet üzere tazeliyorum ve namaz kılacağım yere dikiliyorum. Tâ ki her uzvum yerleşiyor.
Sonra Kâbe’yi iki kaşımın arasında, Makâm-ı İbrahimi göğsümün hizasında, Allah Teâlâ’yı mekândan münezzeh (pâk ve uzak) olduğu halde başımda hâzır ve kalbimdeki her şeyi bilir halde görüyorum.
Sanki ayağım sırat köprüsünün üzerinde; cennet sağımda, cehennem solumda, ölüm meleğini de arkamda hissediyorum ve kılacağım namazın son namazım olduğunu düşünüyorum.
Sonra ihsan ile (Mevlâ’yı görür gibi) iftitah tekbirini tekbirini alıyorum, tefekkürle okuyorum, tevâzû ile rükûa eğiliyorum, tazarrû ile secdeye kapanıyorum.
Sonra tamamıyla oturuyor, ümitle teşehhütte bulunuyor ve sünnet üzere selâm veriyorum.
Sonra da o namazı ihlâsa teslim ediyor, korkuyla ümit arasında kalkıyorum ve bu hâl üzere sabra devam ediyorum.
Bunu duyan Âsam hazretleri:
-Ey Hâtem!Senin namazın böylemi? diye sordu. O da:
– Evet otuz senedir böyle namaz kılıyorum! deyince Âsım hazretleri ağlayarak şunları söyledi:
-Ben daha bu zamana kadar hiç böyle bir namaz kılamadım!

AbdullahAydemir_007Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi Sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar yapışır. Nihayet, sürüne sürüne kurtulur.) [Taberani]

Nice kimseler Sırattan geçtiğini bilmeyip, meleklere derler ki: “Sırat ve Cehennem nerede kaldı, biz onlardan geçtik mi?” Melekler de şöyle cevap verirler: “Siz Cehennem üstündeki Sırattan geçtiniz, fakat Cehennem ateşi sizin nurunuzdan çekilip, örtülmüştü.”) [Cami-us-sagir]

Allahü teâlâ, kullarına, her gün beş kere namaz kılmayı farz etti. Bir kimse, güzel abdest alıp, namazını doğru kılarsa, kıyamet günü, yüzü, on dördüncü gündeki ay gibi parlar ve Sırat köprüsünü şimşek gibi geçer.) [H.S.Vesikaları]

Peygamber efendimizin ümmetinden olan bazı kişiler, mezardan kalkınca doğruca Cennete giderler. Melekler bunlara derler ki:
– Hesap gördünüz mü?
– Hayır, biz hesap falan görmedik.
– Sırat köprüsünü geçtiniz mi?
– Hayır, Sırat falan görmedik.
– Cehennemi gördünüz mü?
– Hayır, Cehennemi de görmedik.
– Siz ne amel işlediniz de, böyle hesap görmeden, Sırata uğramadan doğruca Cennete geldiniz?
– Biz iki hasletimiz sayesinde bu nimete kavuştuk. Allah’tan utanır, yalnızken de günah işlemezdik. Bir de Allah’ın verdiği az rızka razı olurduk.
– Bu nimetler sizin hakkınızdır. (İbni Hibban

Sual: Sırat köprüsünde sorulacak sualler nelerdir?
CEVAP
Sırat köprüsü üzerinde yedi yerde, yedi şeyden sual edilecektir.
Önce imandan
sorulacaktır. İmanı doğru ise birinci duraktan geçecek, doğru değilse Cehenneme düşecektir.

2. durakta namazdan
sorulacaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Kabirde ışık, Sırat köprüsünü yıldırım gibi geçiricidir.) [M.Cenne]

(Kıyamette ilk önce namazdan sorulacaktır. Namazı düzgün olanın, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün olmayanın, hiçbir ameli kabul edilmez.)
[Taberani]
[Onun için her Müslüman mutlaka namazı kılmalıdır! Namaz dinin direğidir. Direksiz bina olmaz. Namaza önem vermeyenlerin kâfir olacağını bildiren birçok hadis-i şerif vardır.]

3. durakta zekâttan
,
4. durakta oruçtan,
5. durakta hacdan,
6. durakta kul hakkından, ana-baba hakkından, akrabayı gözetip gözetmediğinden,
7. durakta gusledip etmediğinden sorulacaktır.

Hangisinde kusuru varsa, o nispette Cehennemde yanacak, kusuru olmadığı yerden kolayca geçecektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(İnsanlar Cehennem üzerindeki köprüden geçerler. Köprüde dikenli demirler, çengeller ve kancalar vardır. İnsanları sağdan soldan yakalar. Köprüdeki melekler, “Allah’ım selamet ver” diye dua ederler. Halkın bir kısmı köprüyü şimşek gibi, bir kısmı rüzgâr gibi, bir kısmı koşan at gibi, bir kısmı koşarak, bir kısmı yürüyerek, bir kısmı emekleyerek ve bir kısmı da sürünerek geçer. Asıl Cehennemliklere gelince, bunlar ne ölür, ne de yeni bir hayata kavuşur. Günahkârlar, günahı nispetinde Cehennemde yandıktan sonra onlara şefaat edilmeye izin verilir.) [Buhari]

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s