KPSS KITAPLARIMI VERIYORUM

Ne zamandır şu kitaplardan kurtulamadım diyordum. Aslında ilk kpss ye hazırlandığım sene 2010 olduğu düşünülürse bunu yapmak için baya gecikmişsin diyebilirsiniz belki ama başlangıçta memur olduktan sonra uzmanlık müfettişlik sınavlarına hazırlanma planım vardı, ancak kamuya girdikten sonra bu benim için yeter dedim hatta aksine makam mevki gibi şeylerin hiç de bana göre olmadığını anladım o sebeple vazgeçtim ama birtürlü şu kitaplardan kurtulamadım.

 

Kitapların hepsinin fotografını çektim herkese istediği 2 kitabı kargoyla göndereceğim.  Kargo alıcıya aittir;) Rabbim Herkesin yolunu açık etsin, herkese hayırlısıysa gönlündekini nasip etsin.. Amin..

 
image

image

image

image

image

image

image

image

image

image

image

image

image

İKRA!

İnsan bir kere bu aşka düştümü başka her şey gözünden düşermiş meğer.

O tohum yürekte bir kez yeşerdi mi solmasından korka korka sulanırmış gönülde açan çiçekler. Nasıl bir duygu yüküdür ki bu kelimelerim tıkanıyor, anlatamıyorum, nasıl şükredeceğimi şaşırdım, ikra! diyor Rabbim

Ikra’bismi rabbikellezî halak(halaka) – YARATAN RABBİ’NİN ADIYLA OKU!

Ayetlerin serinliği yüreğimde, bütün kapıların sana açıldığı yerdeyim, bütün kapıları açan anahtarı, secdeyi bulmuşum…

Ben bu dünyadan daha ne isterim..

Rabbim beni sevsin yeter..

Rabbim imanlı ölmeyi nasip etsin.. Amin..

Bir katre iken bahr-ı bi-payan olur ALLAH diyen !

KadirSakoglu_008

YUVAYI DİŞİ KUŞ YAPAR-MIŞ

Öyle derler efenim, yuvayı dişi kuş yapar iken erkek kuş tv izlermiş!

O diil de sabah sabah yine sardım birşeylere, ben sürekli bir şeyler yapma hevesi içinde olan bi insanım, böyleyim işte, bir günüm diğeriyle aynı geçti mi ya da yeni bir şey yapmamışsam psikolojim bozulmaya başlıyor hemen. Çocukluğumdan beri tv izlemeyi hiç sevmedim, akşamları annemlerle oturup tv izlemezdim, odamda kitap okurdum ve her hafta en az bir kitap bitirdiğim günleri çok özledim. Evlendiğimden beri kitap okumaya eskisi kadar fırsat bulamıyorum.

Ah, neredeyse unutuyordum, ameliyatı oldum, ilk genel anestezimi de olmuş bulundum, neden o kadar korktum bilmiyorum, anestezi masasından kalkamayanların hikayesini çok duymuş olmamdan olabilir mi?!!? Her neyse, ilk önce damar yolu mu açtılar, iğnemi yaptılar o kısmı bakmadığım için anlamadım ama 2. iğne kesinlikle beni uyutmak içindi, ben en azından üç kez kelime-i şehadet getirebilirim diyordum, sadece bir kez şahadet getirdim, sonra beynimde bir elektrik çarpması ve sonra uyandığımda yanımda eşim vardı, hiçbir şey hatırlamıyorum ama uyandıktan sonra kendime gelene kadarki uçuş anı fena sayılmazdı:) Bende çok sekine okumanın yaptığı etkiye benzer bir etki yaptı, çok sekine okuduğum zamanlarda da böyle bi uçuşa geçer gibi oluyorum bedenimle ruhum arasındaki o görünmez ip arasında sıkışıp kalıyorum sanki, öyle oldu işte genel anestezi maceramda..

Sabah işyerimin penceresinden karşı binada yuvasını yapan kargayı izlemeye dalmışım. -Hayvanları izlemeyi çok seviyorum, tv’de sevdiğim tek şey belgeseller- Muhtemelen dişi karga, bir yerlerden çalı çırpı bulup yuvaya götürüyor, baktım ki hep aynı yere kadar yürüyor, aynı yerden uçup yuvasına konuyor, muhtemelen taşıdığı dal ağır geldi, yüksek yerden uçmak daha kolay olduğundan hep aynı yerden uçup yuvasına konuyor. Dalmışm onun o hareketlerini izlemeye, son aylardaki evde geçirdiğim akşamlar geldi aklıma, bak Müjde dedim, şu hayvancağız vazifesini ne güzel yapıyor, SEN NE YAPIYORSUN!? Ne kadar ibadet ediyorsun!? Ne kadar şükredip kulluk ediyorsun Rabbine!?

Birkaç aydır eşim kendisine hiç vakit ayırmadığımdan şikayet ediyordu, ama bana vakit ayır anlayışı BENİMLE TV İZLE ve BENİMLE DIŞARI ÇIK.. Tamam dışarı çıkma işi kış olduğu için sorun olmadı çünkü çok fazla dışarı çıkmamız da gerekmedi ama akşamları onunla oturup tv izlerken onca saatim boşa gitti! Kendime kızıyorum, kızıyorum çünkü bu vakit ayırmak değil keşke ben yine çalışma odasında oturup kitaplarımı okusaydım aylardır. Bugün kendime söz verdim, bu akşamdan itibaren maksimum 1 saat tv karşısında oturacağım. Eşime de söylüyorum, gel birlikte risale okuyalım yok, ben okiyim sen dinle o da yok! Tv’yi kapat sen istediğin kitabı oku ben istediğim kitabı okiyim o da yok. Anlaşıldı biz karı-koca kitap okuyamayacağız bende pes ediyorum bugün. Bu vakitler böyle geçmeeezzzzzz….

Yine konudan konuya atlıyorum muhtemelen buraya kadar okumadın bile sevgili okuyucu:) Sabah kargaları izlerken ben neden balkonuma bir kuş yuvası ya da yemlik yapmıyorum ki dedim, internette biraz araştırma yaptım ve yapabileceğim basit birkaç model buldum, bu haftasonu fırsat bulabilirsem yapacağım, buraya da eklerim resimleri. Eskiden Osmanlı Devleti döneminde her canlıya o kadar kıymet veriliyormuş ki kuşlar için adeta küçük bir saray görünümünde yuvalar yapılmış şimdiyse avm’lerin, büyük marketlerin çatılarında kuşlar konmasın diye dikenler yapılıyor!!!

Şunların güzelliğine bakar mısınız..

images images2 kus-sarayi-modelleri5 Kus-saraylari kusyuva5

Bunlar da yeni nesil KUŞ EVLERİ

Eski-Çaydanlıktan-Kuş-Yuvası-Yapma-Fikirleri Bird-feeders OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA

İnsanın en önemli vazifesi; fıtratına konulmuş olan duyguları ve cihazları iman ve ibadet ile tekemmül ettirip, Allah’a  aziz bir kul olmaktır. Yoksa, hayvan gibi, dünyanın lezzetleri peşinde koşmak ve sadece süfli arzularını tatmin etmek değildir.

BİRİNCİ NOKTA

İnsan, nur-u iman ile âlâ-yı illiyyîne çıkar, Cennete lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile esfel-i sâfilîne düşer, Cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer. Çünkü, iman, insanı Sâni-i Zülcelâline nisbet ediyor. İman bir intisaptır. Öyle ise, insan, iman ile insanda tezahür eden san’at-ı İlâhiye ve nukuş-u esmâ-i Rabbâniye itibarıyla bir kıymet alır. Küfür o nisbeti kat’ eder. O kat’dan, san’at-ı Rabbâniye gizlenir. Kıymeti dahi yalnız madde itibarıyla olur. Madde ise, hem fâniye, hem zâile, hem muvakkat bir hayat-ı hayvanî olduğundan, kıymeti hiç hükmündedir.

Bu sırrı bir temsille beyan edeceğiz. Meselâ, insanların san’atları içinde, nasıl ki maddenin kıymetiyle san’atın kıymeti ayrı ayrıdır. Bazan müsavi, bazan madde daha kıymettar; bazan oluyor ki, beş kuruşluk demir gibi bir maddede beş liralık bir san’at bulunuyor. Belki, bazan, antika olan bir san’at antikacıların çarşısına gidilse, hârika-pîşe ve pek eski, hünerver san’atkârına nisbet ederek, o san’atkârı yad etmekle ve o san’atla teşhir edilse, bir milyon fiyatla satılır. Eğer kaba demirciler çarşısına gidilse, beş kuruşluk bir demir bahasına alınabilir.

İşte, insan, Cenâb-ı Hakkın böyle antika bir san’atıdır. Ve en nazik ve nazenin bir mu’cize-i kudretidir ki, insanı bütün esmâsının cilvesine mazhar ve nakışlarına medar ve kâinata bir misal-i musağğar suretinde yaratmıştır.

Eğer nur-u iman, içine girse, üstündeki bütün mânidar nakışlar, o ışıkla okunur. O mü’min, şuurla okur ve o intisapla okutur. Yani, “Sâni-i Zülcelâlin masnuuyum, mahlûkuyum, rahmet ve keremine mazharım” gibi mânâlarla, insandaki san’at-ı Rabbâniye tezahür eder. Demek, Sâniine intisaptan ibaret olan iman, insandaki bütün âsâr-ı san’atı izhar eder. İnsanın kıymeti, o san’at-ı Rabbâniyeye göre olur; ve âyine-i Samedâniye itibarıyladır. O halde, şu ehemmiyetsiz olan insan, şu itibarla bütün mahlûkat üstünde bir muhatab-ı İlâhî ve Cennete lâyık bir misafir-i Rabbânî olur.

Eğer kat’-ı intisaptan ibaret olan küfür, insanın içine girse, o vakit bütün o mânidar nukuş-u esmâ-i İlâhiye karanlığa düşer, okunmaz. Zira, Sâni unutulsa, Sânie müteveccih mânevî cihetler de anlaşılmaz, adeta başaşağı düşer. O mânidar âli san’atların ve mânevî âli nakışların çoğu gizlenir. Bâki kalan ve gözle görülen bir kısmı ise, süflî esbaba ve tabiata ve tesadüfe verilip, nihayet sukut eder. Herbiri birer parlak elmas iken, birer sönük şişe olurlar. Ehemmiyeti yalnız madde-i hayvaniyeye bakar. Maddenin gayesi ve meyvesi ise, dediğimiz gibi, kısacık bir ömürde, hayvânâtın en âcizi ve en muhtacı ve en kederlisi olduğu bir halde, yalnız cüz’î bir hayat geçirmektir. Sonra tefessüh eder, gider. İşte, küfür böyle mahiyet-i insaniyeyi yıkar, elmastan kömüre kalb eder.

“Allah, iman edenlerin dostu ve yardımcısıdır; onları inkâr karanlıklarından kurtarıp hidayet nuruna kavuşturur.” Bakara Sûresi, 2:257.

Cenâb-ı Hakk’ın Hak isminin bir cilvesi olan insanı çok dakik bir şekilde inceleyen Risale-i Nur, Onuncu Söz’ün on birinci hakikatında “Bab-ı İnsaniyet” başlığı altında, insanın yüklendiği bütün manaları ve mertebeleri ise, şu şekilde özetlemektedir: “Cenâb-ı Hak ve Mabud-u bilhak, insanı şu kâinat içinde rububiyet-i mutlakasına ve umum âlemlere, rububiyet-i âmmesine karşı en ehemmiyetli bir abd ve hitabat-ı sübhaniyesine en mütefekkir bir muhatap ve mazhariyet-i esmasına en cami bir ayine ve onu ism-i azamın tecellisine ve her isimde bulunan ism-i azamlık mertebesinin tecellisine mazhar bir ahsen-i takvimde yaratıp, ..öyle bir istidat verip, yer ile gökler ve dağlar tahammülünden çekindiği emanet-i kübrayı tahammül edip, yani küçücük, cüz’i ölçüleriyle, san’atçıklarıyla Hâlıkının muhit sıfatlarını, külli şuunatını, nihayetsiz tecelliyatını ölçerek bilip; hem, yerde en nazik, nazenin, nazdar, aciz, zayıf yaratıp, bütün yerin nebati ve hayvanî olan mahlûkatına bir nev’î tanzimat memuru yapıp, onların tarz-ı tesbihat ve ibadetlerine müdahale ettirip, kâinattaki icraat-ı İlâhiyeye küçücük mikyasta bir temsil gösterip, rububiyet-i Sübhaniyeyi fiilen ve kalen kâinatta ilân ettirmek, meleklerine tercih edip, hilafet rütbesini vererek, onu ebede namzet etmiştir.”

İnsan ehemmiyetsiz olsaydı, mahlûkat onun için halk edilmezdi” hakikatini ders veren Risale-i Nur, “İnsanın beş zahir (dış), beş batıni (iç) olmak üzere on tane hassesi, yani duygusu vardır. İnsan bu duygularıyla ve keza cismiyle, ruhuyla, kalbiyle, dünyanın her bir cüzünden istifade edebileceğini söylemektedir.”23 Çünkü “İnsan, bu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş, çok ehemmiyetli istidat ona verilmiş ve o istidadata göre ehemmiyetli vazifeler tevdi edilmiştir.”24 Bu sebeple, “İnsan-ı mü’minin kıymeti ihtiva ettiği sanat-ı âliye ile Esma-i Hüsnadan in’ikas eden cilvelerin nakışları nispetindedir. İnsan-ı kâfirin kıymet-i ise, et, kemikten ibaret fani ve sakıt (itibardan düşmüş) maddesi kıymetiyle ölçülür.”25 Çünkü “insanda iki vecih var: birisi, enaniyet cihetinde şu hayat-ı dünyevîyeye nazırdır. Diğeri, ubudiyet cihetiyle hayat-ı ebediyeye bakar.”26 Bu yüzden insanın insaniyete yükselmesi için, “insana verilen kalp, sır, ruh, akıl, hatta hayal ve sair kuvvelerin hayat-ı ebediyeye yüzlerini çevirerek, her biri kendine lâyık hususî bir vazife-i ubudiyet ile meşgul olmaktadır.”

Ahsen-i takvim, yani en güzel, kıvamında yaratılan insanın “en evvel ve en büyük vazifesinin tesbih ve tahmid olduğunu”28 belirten Risale-i Nur, “insanın mahiyetine kudretten ehemmiyetli cihazat ve kaderden kıymetli programlar tevdi edildiğini”29 ve “insana verilen bütün cihazat-ı acibenin, bu ehemmiyetsiz hayat-ı dünyeviye için değil, belki pek ehemmiyetli bir hayat-ı bakiye için verildiğini”30 belirterek, bu noktada, böyle donanımlı bir insanın aslî vazifesinin, “nihayetsiz makasıda müteveccih vezaifini görüp, acz ve fakr ve kusurunu ubudiyet suretinde ilân etmek ve küllî nazarıyla mevcudatın tesbihatını müşahede ederek, şahadet etmek ve nimetler içinde imdadat-ı Rahmaniyeyi görüp şükretmek ve masnuatta kudret-i Rabbaniyenin mu’cizatını temaşa ederek nazar-ı ibretle tefekkür etmek”31 olduğuna dikkat çekmiştir. Risale-i Nur, “İnsanın vazife ve mertebe noktasında, kâinatın dikkatli bir seyircisi, mevcudatın belâgatlı bir lisan-ı natıkı (konuşan dili), kitab-ı âlemin anlayışlı bir mütalâacısı, tesbih eden mahlûkatın hayretli bir nazırı ve ibadet eden masnuatın hürmetli bir ustabaşısı hükmünde”32 ve “iman, İslâmiyet ve insaniyet cihetinde, abdiyeti içinde bir sultan, cüz’iyeti içinde bir küllî, küçüklüğü içinde bir âlem”33 olduğunu ve “insanın sair zîhayatlar üstündeki tefevvuku (üstünlüğü) ve rütbesini ise, yüksek seciyeleri ve cem’iyetli istidatları ve küllî ubudiyetleri ve geniş vücudî daireleri olarak nitelemiştir.”

Previous Older Entries

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 259 takipçiye katılın

KATEGORİLER