DAYAN KALBİM

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

Ne güzel demiş üstad Necip Fazıl, dayan kalbim, üç beş nefes kadarcık!

Evet ben fazla şairane ve haddinden fazla melankolik biriyim. Bunu ilk kez (net olarak) farkına vararak kendime itiraf ediyorum! Ve evet ben ne kadar okumayı, yazmayı sevsem de en az o kadar bunları yapmayı sevmeyen bir eşim var =) Biz 4 yıllık bir arkadaşlığın neticesinde evlenme kararı aldık, aslında o kararı hangi ara aldık ve nasıl oldu da nikah masasına oturduk orada hala ikimizde muallaktayız.. Evlilik başından beri konuşulan bir şeydi, ama hep hayır diyen ben, teyzemin amiane tabir ile söylemek gerekirse ‘gazı ile’ kendimi bir anda  EVEET derken buldum 🙂 Her şeyi mükemmel bir ölçüde yaratan ve intizama koyan Rabbim elbette kaderin tecellisi ile bizi buluşturdu.

Evet eşimle hiçbir ortak noktamız yok, bir tane bile, gerçekten :))

Hatta ve hatta arkadaşlar arasında espri malzemesi olarak kullandığımız şu tabiri de belirtmek istiyorum: bir gün (henüz arkadaşken) bizim tek ortak noktamız ne biliyo musun? dedim, neymiş dedi, -İkimizde beni seviyoruzzzz dedim :)) O gün bugün arkadaşlar arasında da der hep eşim, tek ortak noktamız ikimiz de Müjde’yi seviyoruz :)) O zamanlar benliği öldüremediğinden, nefsine yenik düştüğünden aynalarda severdi eski Müjde kendini.

Ne diyordum, evlendik, evlendiğim zaman anladım ki, 4 yılda arkadaş olsanız, 14 yılda; evlilik başkaymış.. İnsan evlenince büyüyormuş meğer, evlenince korkak oluyormuş, çünkü tek kişilik düşünemiyormuş hiçbir şeyi.. Üstelik bunları yazan ben evlendiğimden beri hep tek başıma gezmeme, eşimle 1 hafta 10 gün süreli ayrı kalışlarımıza ve eşimin bana hiç karışmamasına rağmen söylüyorum. Evlendikten yaklaşık 1 yıl sonraydı, eğitim için Ankaradayım ve eşimden uzaktayım yine, arkadaşlarla gençlik parkına gittik, ters dönen gondol tarzında bir şey, normalde asla korkmam, ama içime bir ürperti, binmek istemedim.. Sonra sonra fark ettim ki eskiden yalnızken yapmaktan korkmadığım şeylerden şimdi çekinir olmuşum. Buna sorumluluk duygusu deniyormuş meğer,evlilik sorumluluğu..

Başka başka şeyler yazmak varken aklımda, nerelere geldim, neden evliliğimden bahsettim bende bilmiyorum:)

Ortak noktalar! Hıh!.. Sanırım evleneceğiniz kişiyle en az bir ortak noktanız olsun diyecektim, bizim eşimle yok:) Gerçekten yok, bigün ikimizde bunu ciddi ciddi oturup düşündük bulamadık..

Ben şiir severim, o sevmez, etrafta yazılmış onca şiirlerim olur, merak edip okumaz bile

Ben kitap severim, çok okurum, araştırırım, çocukluğumdan yana tv izlemeyi hiç sevmedim, hala sevmem, eşim tv karşısından kalkmaz, oturtun onu 4 gün boyunca aralıksız televizyon izleyebilir.

Ben yabancı filmleri altyazılı izlemeyi severim, eşimden önce dublajlı film asla izlemezdim, ama o da asla ve kat’a altyazılı film izleyemiyor, yavaş okuyor, yetişemiyormuş 🙂

Ben tarihi yerleri gezmeyi seviyorum, müzeleri, eski camiileri, ormanda yürüyüş yapmayı ya da.. O müzelerden hiç hoşlanmaz, camiye de cumadan cumaya gider, ormana gelince böcek korkusu var, sevmiyor doğayı benim sevdiğim gibi..

Ben fotoğraf çekilmeye bayılırım, patlayan bir flaş görmiyim beni de çekin beni de diyen bir tipim işte:) O resim çektirmeyi sevmez, ayrı olduğumuz zamanlarda benim çekildiğim fotoğraflara merak edip bakmaz bile..

Ben Amerikan filmlerini seviyorum yahut illaki televizyon izleyeceksem belgesel varsa mutlaka belgesel yoksa illaki cnbc-e izlerim, ya da dini kanallardan birini açar tefsir programına konuk olurum kendi alemimde, o ise klasik türk dizilerini tercih eder ya da tek tercihi futbol yorumu izlemek olabilir saatlerce.

Ben teknolojiyi takip eder, bilgisayar,laptop,akıllı telefon, hangisi olursa faketmez kısa sürede çözerim şifresini, eşim ise ben otomatik ödeme talimatını unuttuysam hala gişeden yatırır faturayı. Kısaca evin bütün idaresi de bende:)

Ama.. Ama siz bunları okuyup da evlenmekten vazgeçmeyin sakın. Evleneceğiniz kişi için bir ARTILARI / EKSİLERİ listesi yapın, ben eşim için üniversitedeyken yapmıştım, hatta hala cüzdanımdaymış birkaç ay önce bulup attım, keşke fotoğrafını çekseydim. Liste yapmak bazı şeyleri daha net görmenizi sağlar. Evet bizim hiç ortak noktamız yok ama ikimizde beni seviyoruz :)) Latife bir yana, yeri geldiğinde o öfkeleniyor ben susuyorum, yeri geldiğinde ben öfkeleniyorum o susMuyor, susmuyor yaaa benim eşim konuşuyoo :)))  Ev işlerinde yardım ediyor çok şükür, aileme ve bana karşı saygılı, içkisi sigarası yok, içkisi yok da hala tek tük gizli gizli içtiği sigarası var, bana karışmıyor (bence en önemlisi bu 😉 Böyle böyle şeyler kurtarıyor işte evliliği.. Sİz sakın ömür boyu aşkım,canım,cicim diye etrafınızda pervane olacak bir eş adayı hayal etmeyin hanımlar! Bence erkekler evlendikten sonra %100 değişiyor!!!

O yüzden, şiir okumuşmuş, el üstünde tutmuşmuş, pervane olmuşmuş.. Yok yok, bunlar değişiyor ama değişmeyen bir şey var ki saygı. Size ve ailenize saygısı olan bir eş. Bu kadar basit işte evlilik.. Biraz idare etme sanatı biraz uyum gösterme oyunu…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s