İÇİNİ DÖK DÜŞÜNMEDEN

 

Lise yıllarımda ne çok dinlerdim bu şarkıyı

Yine sevdiğim yağmurlu günler gelmiş,

Hüzün kovan kuşunu yüreğime kondurmuş, gitmiş.

Çocukken güvercinlerin yere düşen kanatlarını toplardım, çok kanadım olursa uçabileceğimi zannediyodum:)

Keşke çocukken…

İyiki çocukken…

Keşke…

İyiki…

 

ucmaymunum_1296180460

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

Necip Fazıl Kısakürek

Video

Şiir Şairi Severse

Tevâfuk idi bir çember etrafında dolaşan ruhlarımızın karşılaşması, demiş bir şair.

wpid-fb_ımg_1419641533146.jpg.jpeg

Tevâfuk en çok sana yakışıyor  bugünlerde

Tut şairim yoksa düşeceğim

Şiir götürecek yoksa beni
Beni yazmazsan,
Bir satırlık kıymetim yokmuş diyeceğim,
Belki küseceğim.
Eli balon tutan küçük kız çocuğunu gösterip,
-Ornitorenk uçamaz diyeceğim
Sen gene anlamayacaksın
Patlamayan balonun hayalini kurduğum yıllara dönüp seni oradan seveceğim
Geçmişten geleceğe…
Temmet.

Günlük Güneşlik Bir Aralık Sabahı

25 Aralık 2014..

Ömür geçiyor azizim.. Dön bir bak geçmişine, dün gibi değil mi liseyi bitirdiğin sene, üniversiteye başlayıp mezuniyet kepini fırlattığın gün, evlendiğin gün, çocuğunu kucağına aldığın an, yaşadığın en mutlu an, kötü günlerin, iyi hatıraların, merakla beklediğin dizinin yeni bölümü gelmiş geçmişte final yapmış bak! Gün gelecek senin de finalin yapılacak, hesap defteri dürülecek, senin de, benim de, bizim de.

Mâdem ölüm ölmüyor. Ve ecel gizlidir, her vakit gelebilir. Ve mâdem kabir kapanmıyor; kafile kafile arkasında gelenler oraya girip kayboluyorlar. Ve mâdem ölüm, ehl-i İmân hakkında idâm-ı ebedîden terhis tezkeresine çevrildiği, hakikat-i Kur’âniye ile gösterilmiş; ve ehl-i dalâlet ve sefâhet hakkında, gözle göründüğü gibi, bir idâm-ı ebedîdir, bütün mahbubâtından ve mevcudâttan bir firâk-ı lâyezâlîdir. Elbette ve elbette, hiç şüphe kalmaz ki, en bahtiyar odur ki, sabır içinde şükretmek ve hapis müddetinden tam istifade ederek Nurların dersini alarak istikâmet dairesinde imânına ve Kur’ân’a hizmete çalışmaktır.

Ey zevk ve lezzete mübtelâ insan! Ben yetmiş beş yaşımda, binler tecrübelerle ve hüccetlerle ve hâdiselerle aynelyakîn bildim ki, hakiki zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imândadır ve İmân hakikatleri dairesinde bulunur. Yoksa, dünyevî bir lezzette çok elemler var. Bir üzüm tanesini yedirir, on tokat vurur gibi, hayatın lezzetini kaçırır. (Risale-i Nur, Onüçüncü Söz)

Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Halbuki uzun yaşamak onları azaptan kurtaracak değildir. Allah onların bütün işlediklerini görür. 96﴿ (Bakara suresi)

”O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra “alaka”dan yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. ﴾67﴿ O, yaşatan ve öldürendir. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece “ol” der, o da oluverir. ﴾68﴿ Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? (69)”(Mümin Suresi)

Ben kendimi bildim bileli evde vakit geçirmeyi çok severim, lise yıllarımda da böyleydi, üniversiteye gittim, orada da pek çıkmazdım evden, Okul bitti iş güç sahibi olduk elhamdülillah, evlendim, hala da öyle, seviyorum evde vakit geçirmeyi. Beni hep gezerken görenler, tanıyanlar, çok sık seyahat ettiğimi zannedip bana ‘Seyahatname’ yi yeniden mi yazacaksın diyorlar. Halbuki ben tam bir zaman tutucuyum. Zamanın benim için kıymeti o kadar büyük ki, iyi değerlendirilmemiş bir vakti daima ölü vakit sayarım. Saniyenin dahi hesabını yaparım ve eğer o gün kendimi geliştirmek adına bir şey yapamamışsam çok agresif oluyorum. Biz eşimle 2 yıldır evli olsak da 7 yıllık bir arkadaşlığımız var fakat ne o beni anlıyor bu konuda yedi senedir, ne de ben onu. O bütün gününü, haftayı tv karşısında geçirebilir, ben ise birkaç aydır zaman kaybı olarak gördüğüm için haber dahi izlemiyorum. Hal böyle olunca aynı evi paylaşmak zorunda kalan ev arkadaşlarına dönüyoruz maalesef. Ama artık alıştık, birbirimizi kabullenmeyi öğrendik, sanırım evlilik dedikleri de bu olsa gerek zaten, kabullenmek ve idare etmek.

Ramazan ayından sonra sabah namazına kalkma konusunda ciddi sıkıntı yaşadım, öyle oldu ki alışkanlık haline getirmiştim bu durumu. Kimbilir hangi günahım yüzündendi 😦 Ama çok şükür ki bir ablamın beni her sabah ısrarla arayıp uyandırmasıyla 1 hafta içinde yeniden kalkmaya başladım ve sanırım mektup projemin de vesilesiyle şu aralar vaktimi tam da istediğim gibi geçiriyorum. Yatsı namazımı kılıp erkenden uyuyorum,en geç 21:00 gibi, 00:00 civarında kendiliğimden kalkıyorum, 03:00 e kadar vaktimi en güzel şekilde ifa ediyorum, sonra yatıyorum ve tekrar sabah namazına kalkabiliyoruumm.. Yuppiii… Kılmayanlar bilmez sabah namazı gibisi yoktur, vesselam. 😉

Gecede öyle kıymetli zamanlar vardır ki edilen tüm hayır dualar kabul olunur. Buhâri’nin Cabir’den rivayet ettiği bir hadiste Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadır: “Gecede bir vakit vardır ki bir Müslüman kul, bu vakti denk getirir ve o saatte Allah’tan ne gibi bir hayır isterse Allah onu verir.”

“Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişilidir. Zira gündüz vakti sana uzun bir meşguliyet var. Rabbin’in adını an. Bütün varlığınla O’na yönel.” (Müzzemmil, 73/6, 7, 8)

“Sizden biriniz uyuduğu zaman, şeytan, onun kafası üzerine üç düğüm atar ve her düğüm atışında ise ‘Daha vakit çok, yat uyu’ der. İnsan, onu dinlemeden uyanıp Allah’ı andığı zaman düğümlerden biri çözülür. Kalkıp abdest aldığı zaman ikincisi, namaza başladığı zaman üçüncüsü de çözülmüş olur. Bu suretle temiz ve neşeli olduğu halde sabahlar. Şayet şeytanın bu düğümlerine aldanarak sabahlarsa tembel ve habis olarak sabaha çıkmış olur.” (Buhâri, Müslim)

Duygularıma ne güzel tercüman olmuş Ahmedi:

Vârımı ol dosta verdim hânumânım kalmadı,
Cümlesinden el yudum, pes dû cihânım kalmadı.
Çünkü hubbullah erişti çekti beni kendine,
Açtı gönlüm gözünü, artık humârım kalmadı.
Aynı tevhid açılıp hakka’l-yakin gördüm anı,
Şirki sürdüm aradan, şekk ü gümânım kalmadı.  

large

Previous Older Entries

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 246 takipçiye katılın

KATEGORİLER