Bu Hafta Hayat Bana Ne Öğretti

Uzun zaman oldu yazmayalı.. Aslında yazmak istediğim başka başka şeyler vardı, İstanbul gezimden notlar gibi mesela ama yine ve yine erteliyorum yazacaklarımı.  2 gün önce gece bir mesaj geliyor wordpress’den, 1 haftadır bloğunuzda bir şey yazmadınız, sizi seven ve okuyan milyonlarca kişi sabırsızlıkla sizden yeni bir post bekliyor diyor özetle mesajda. Yaaa dedim bi gittt :)) Hangi milyonlar, şunun şurasında günde maksimum 30 okuyucum oluyor onlar da hiç yorum bırakmadan uğrayıp gidiyorlar, kim bekliyor benden bir şey yazmamı…

Bu hafta ben ne öğrendim hayattan ya da hayat bana neler öğretti..

Boşanmak için avukata gerek olmadığını öğrendim mesela,

Evlenmek için size 3 aydan önce gün vermeyen hukuk sistemimizin boşanmak isteyen çiftlere (eğer anlaşmalı boşanma ise) hemen ertesi güne mahkeme günü verdikleri ve hemen boşadıklarını öğrendim.

İnternetten matbu bulabileceğiniz anlaşmalı boşanma evrağını doldurup karşılıklı imzalayıp aile mahkemesine 280,00 TL ücret karşılığında veriyorsunuz ve bir bakmışsınız ertesi gün evli değilsiniz.  Sözde çocuğu ve evliliği teşvik eden hükümetin bu konuda kesinlikle bir düzenleme yapması lazım.  İnternette biraz araştırma yaptım ve bir öfkeyle boşanma davası açıp sonra barışan çok fazla çift olduğunu öğrendim. Ee tabi mahkeme hemen ertesi güne dava tarihi verirse o öfke bir günde geçmez ki.. Bence bu tür davalarda en az 90 gün sonrasına süre verilmeli ki barışıklık durumunda sonra çiftler tekrar kararı bozmak için uğraşmasınlar. Hukukçu değilim bu işler nasıl yürür bilmiyorum ama bu şekilde bir çözüm getirebilir sanırım.

2013 istatistiki bilgilere göre evlenme oranının %0,6 azalırken boşanma oranının %1,6 arttığını öğrendim.

2013 yılında en yüksek boşanma hızı %2,25 ile Ege Bölgesi.. Genelde her sene Ege Bölgesi 1.sırayı kaptırmıyor. NEDEN ACABAA???

2013 yılında boşanmaların %40,3’ü evliliğin ilk beş yılı içinde gerçekleşmiş. Ben yeni evlenen arkadaşlarıma hep şunu söylüyorum zaten ilk yıl çok zordur, yıllardır beraber olsanız bile bu değişmez evliliğin ilk yılı zordur. O yüzden sabır sabır sabır (diyene bak;)

Ve ben bu hafta en acı şekilde bizi üzecek şeyleri hiç bilmemenin, öğrenmemenin daha iyi olduğunu öğrendim..

Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.

Allah Teâlâ’nın boşanmayı helal kılması, Müslümanların, aşırı geçimsizlik sonucunda doğan büyük sıkıntılardan kurtulmalarını mümkün kılmak içindir. Talâka izin verilmiş olması, isteyenin keyfine göre istediği zaman karısını boşayabileceği anlamına gelmez. Evlilik ilişkilerinde doğan problemlere karşı Allah’a tevekkül edilerek sabredilmesi tavsiye edilmektedir. Boşanma ağır sorumlulukları olan bir iştir. Bu konuda rivâyet edilen hadislerde talâkın ne kadar ağır bir mesele olduğu şu ifadelerle açıklanmaktadır: “Allah’ın en çok buğzettiği helâl, talâktır”, “Evlenin boşanmayın. Talâktan arş titrer”, “Kadınları, onlardan şüphe duymanın (ahlâksız konusunda) dışında boşamayın. Allah acze ve celle zevvak ve zevvakatları sevmez”, “Talakla yemin yoktur. Ancak münafık olan kimse onunla yemin ister’: “Ey Muaz! Allah, yeryüzünde köle azad etmekten daha sevdiği bir şey yaratmadı. Yine yeryüzünde, talâktan daha fazla buğzettiği bir şey yaratmadı…” (Kurtubî, elCami’li Ahkami’l-Kur’an, Beyrut 1966, XVIII, 149).

 images

Nisa Suresi 128

Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara günah yoktur. Sulh (daima) hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve Allah’tan korkarsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Evlilikte uyum ve geçim karşılıklı fedakarlıkla olur. Ancak insanlarda kıskançlık ve bencillik meyli tabii olduğundan herkes fedakarlığı karşı taraftan bekler. Sulh ve anlaşma iki tarafın bazı istek ve haklarından vazgeçmesi ve fedakarlık etmesi ile gerçekleşir; bu ise, geçimsizliğin sürüp gitmesinden veya ayrılmaktan daha hayırlıdır.

 “Herhangi bir kadın, gereksiz yere, kocasından boşanmayı isterse, Cennetin kokusu ona haram olur.” (bk. Ebu Davud, Talâk, 18; Ahmet b. Hanbel, 5/277)

“Hul’ yapan (kocasından mal karşılığı boşanmasını isteyen) kadınlar münafıktırlar.” (bk. Kenzu’l-Ummal, 9/661)

– Bu gibi hadisler, İslam dininin aileyi korumaya yönelik gösterdiği önemi vurgulayan irşat üslubunu taşımaktadır.

İslam’da aile gerçekten kutsal bir kurumdur. Geçici değil, sürekli olması gerekir. Bu sebeple, bu yuvayı bozanlara karşı sert ifadeler ve uyarılar yapılmıştır.

“Onlarla (kadınlarla) güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız (sabredin). Hoşlanmadığınız bir şeyi Allah, çok hayırlı kılmış olabilir.” (Nisa, 4/19) mealindeki ayette, kocalara yapılan emir ve tavsiyeler bu uyarılardan biridir.

“Evleniniz, fakat (kurduğunuz aile yuvalarını) talâk ile yıkmayınız. Zira ondan arş-ı ilâhî titrer.” (Kenzu’l-Ummal, 9/661) manasındaki hadiste de bu aile yuvasının korunmasına dair -eşlere- yapılan önemli bir uyarı vardır.

“Allah sık sık kadın değiştiren çeşnici erkeklerle, sık sık koca değiştiren çeşnici kadınları sevmez.” (Kenzu’l-Ummal, 9/662) manasındaki hadiste de bu konu işlenmiştir.

Peygamber Efendimiz, erkeklere hitaben: “Bir kimse, hanımına buğzetmesin, kin tutmasın. Onda hoşlanmadığı huylar varsa, ona mukabil, memnun olacağı huylar da vardır.” (Müslim, Rada, 61) manasındaki hadiste, erkeklere özellikle sabırlı, duyarlı, vakarlı, nefsani heva ve heveslerden uzak bir şekilde aile yuvasına saygılı olmasını istemiştir.

Boşanmayı düşünen çiftlerin bu yazıyı da mutlaka okumasını tavsiye ederim.

Son olarak neden alyansı sol elimizin 4.parmağına takıyoruz… Bir de bunu öğrenelim 😉

Parmaklara yüzük takma geleneği, Eski Mısır’da ortaya çıkmıştır. Bir yüzük sembolik olarak, sonsuz bir daireyi, bilinmeyenlere açılan kapıyı, bağlanmanın ebedi doğasını temsil ediyordu. Eski Mısır’da Güneş ve Ay Tanrılarına ibadet edilir, bu tanrılar aynı zamanda ev ve kalbi temsil ederlerdi. Ruhlara bağlılığı sembolize eden bu yüzükler, tanrılara ibadet etme amacıyla takılırdı.

Evlilik törenlerinde, parmağa yüzük takma geleneği ise, batı kültürlerine özgü bir gelenektir. 11. yüzyılda, Roma’da evlilik törenlerinde yapılmaya başlanmış, buradan tüm dünyaya yayılmıştır.

Peki bu yüzük neden sol elin 4. parmağına takılıyor? Bu sorunun oldukça ilginç ve anlamlı bir cevabı var. O dönemde, Roma’da bilim adamları, sol elin 4. parmağından kalbe giden direk bir damar olduğunu keşfettiler. 10 parmağımız içinde kalple doğrudan bağlantısı olan tek parmak, sol elin yüzük parmağıdır. Romalılar, bu damarı, Latince “vena amoris” olarak adlandırdılar. İngilizcesi, “vein of love” olan bu tabirin Türkçe karşılığı “aşkın damarı“dır. Bu keşiften sonra da, evlilik törenlerinde bu parmağa yüzük takmayı gelenek haline getirdiler.

Bu gelenek, tüm Avrupa’ya yayıldı ve Hristiyan düğünlerinde törenin bir bölümü haline geldi. Bu düğünlerde yüzük önce işaret parmağına, sonra orta parmağa, sonra da yüzük parmağına geçiriliyordu. Bu üç işlem, Hristiyan dini inancındaki kutsal üçlemeye bir göndermedir. Bazı törenlerde, yüzük önce sol ele takılır, daha sonra törenin bitimine doğru sağa geçirilirdi. Hatta bazı törenlerde, ilk anda sola takıldıktan sonra bambaşka parmaklara bile geçirilebiliyordu. 1549 yılında, İngiltere’de bir dua kitabında, evlilik yüzüğünün sol elde kalması gerektiği yazıldı. Bu günden sonra değişimler, sağdan, sola yapılmaya başlandı. En yaygın olarak bu şekilde yapılmakla beraber, hala pek çok ülkede bu konuda kültürel farklar yaşanmaktadır. Avrupa’nın pek çok ülkesinde, sağ ve sol eller arasındaki geçişler değişmektedir. Bazı ülkelerde sağa takılır ve orada kalır. Yahudi kültüründe ise, durum daha değişiktir. Eski İsrail’de işaret parmağın kalbe en yakın parmak olduğuna inanıldığı için, Yahudiler genellikle evlilik yüzüklerini işaret parmaklarına takarlar.

Bugün biz hala, kendi kültürümüzde, nişan törenlerinde sağa taktığımız yüzükleri, evlilik töreniyle sola geçirmekteyiz.

İnternette yaygın olarak yer bulan, eller birleştirildiğinde, yüzük parmaklarının birbirinden ayrılmaması durumu ve yüzüğün bu yüzden bu parmağa takıldığı inancı, eski bir Çin inanışıdır. Bu olay, muhtemelen sonradan keşfedilmiş, bu duruma bağlanmıştır. Tüm parmaklarınızı birbirine bakacak şekilde birleştirdiğinizde, orta parmaklar yere bakacak şekilde, aşağı indirildiğinde, diğer bütün parmaklar birbirinden ayrılmaktayken, yüzük parmakları birbirinden ayrılmaz. Bu, her ne kadar eğlenceli ve ilginç bir durum olsa da, orta parmakları aşağı indirmediğiniz sürece geçerli olmadığı için, pek akılcı değildir.

93609976ff6

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s