Kitap- Rabbin Sana Küsmedi

20140929_103458

‘Rabbin Sana Küsmedi’ Senai Demirci ile Yusuf Özkan Özburun’un ortak çalışmasının ürünü. Daha önce Senai Demirci’nin hiçbir kitabını okumamıştım, ama bir vesileyle okumak nasip oldu. Kitabı  sanırım 3 saatte bitirdim, bu arada 6.baskı olduğunu şimdi kitap kapağına bakınca fark ettim. Kapağı çok güzel.. Yok yok anladım ben kitap özeti yazamayanlardanım. Bir tarafım şiddetle eleştirmek isterken diğer yanım sus! diyor, kitap sana hitab etmiyor diye illa çirkin ya da okunmaya değer olmayacak değil ya. Hem okunmaya değer bir kitap olarak görülmemiş olsa 63.000 adet basılır mıydı? Satılmış ki 6. Baskısını sen okudun. Sanırım şöyle söylemek uygun olacak, kitap bir çok kişiye hitab etmiş olabilir ama bana hitab etmedi, dili çok yalın geldi ama belki de bir çok kişinin ihtiyacı olan budur, yalın bir dille yazılmış, sade bir kitap. Kimbilir… Dedim ya kitabı okudum ama anlatamıyorum en iyisi ben işaretleme ihtiyacı duyduğum kısımları paylaşayım yine..

Kitapta özetle Rabbimizin bize olan sevgisinden bahsediyor, Rabbimizin sevgisinin bize yetmesi gerektiğinden ve bu yüzden başka sevgiler uğruna ezilip bükülmememizden. Yazarında önsözde bahsettiği gibi bazı tekrarlar var kitapta. Belki biraz daha hikayeler arttırabilirdi, bilmiyorum. Tuzsuz bir yemeğin ardında bıraktığı bir tad gibi bir izi kaldı bende kitabın işte.

Kitabın altını çizme ihtiyacı duyduğum kısımları…

Sen O’nun için sıradan biri değilsin. Senin dilediklerini yerine getirmek usandırmaz O’nu. Dünyada aziz ve hatırlı bir misafirsin sen. Rabbin özel konuğu. Bir de böyle bak gökyüzüne, aya, yıldızlara… ‘Bütün bunların hepsi benim için var’ diye bir bak.

Varlığın sana ar değildir. Seni kıymetli yapan şey bizzat var olman olduğu için varlığını kirli görmek kimsenin haddi değildir. Senin varlığın özünde kötü olmadığı gibi varolan hiçbir şey de özünde kötü değildir. Varlığı kötü kılan insanın iradesini kötü yönde kullanıp varlıkla yıkıcı bir ilişkiye girmesidir. Bütün varlığın sahibi alemlerin Rabbi olduğu için onun yarattığı hiçbir şey özünde kötü değildir. Her şey bir anlam ve ölçü içinde yaratılır. Gübrenin çok pis koktuğu ve kötü bir şey olduğu söylenir hep. Oysa aynı gübre gülün dibine konulduğunda gülün kokusuna koku, rengine renk katar. Varlıkları olması gereken yerde kullanmamaktır kötü olan.

İnsan gözünün gördüğüne razı olmaz. Gözünün gördüğünün gösterdiklerini görmek ister. Aynaya bakan aynanın kendisine bakıyor değildir kuşkusuz; aynanın gösterdiğine bakar. Şu halde, gözümüzün değdiği yerden ötesine geçmek isteriz. Varlığı yalınkat bir matlık içinde algılamak bize yakışmaz. Hani söylenir ya, ‘Ben parmağımla ay’ı gösteriyorum aptallar parmağıma bakıyor,’diye. Aslında, her şey kendisinden başkasını gösteren, kendisinden ötesine işaret eden bir parmak gibidir. Parmağa değil, parmağın gösterdiğine bakmak gerekir. Şu dünya hayatı da, doğar doğmaz hazır bulduğumuz bir şeydir. Hazır bulduğumuza razı olursak, bu hayatın ötesinin de olabileceğini düşünmezsek, aya değil de parmağa bakanların yanında yer almış olmaz mıyız?

Yüreğin bir sevdalar mahşeri. Ne de çok sevgi yakamozları oynaşır gönlünün kuytularında. Adresine ulaşmayan mektuplar yazar gibisin. Çoğu kere mektuplar gerisin geri dönüyor ve tomarıyla birlikte elinde kalıyor. Çağın yangını o ki seni bin türlü sevdalara salıyor, fakat bunların karşılığı çıkmıyor. Karşılıksız çıkan çekler gibi. Sen de, ben de sürekli ama sürekli sevgilere ayartılıyoruz, bak, kitaplar hep aşk üstüne, filmler buruk sevdalara dair, herkesin diline pelesenk olmuş sevgi sözcüğü, bir sevda kulübü gibi dünya. Gel gör ki, sendeki ve bendeki bu bitimsiz sevdalara olan coşku yetim kalıyor. Çağın makyajlı sevda tellalları sonlu sevdalar sunuyor. En sonunda ‘unuttun beni zalim’ diye inleten sevdalar. Biz sonsuzu seviyoruz dostum. Sonsuzca seviyoruz. Sonlu olan her şey sevilmeye değmiyor, bunu hak etmiyor. Bunca sonlu şeyi sonsuz adına sevmekten başka yol mu var, söyle? Sonlunun içinde gülümseyen sonsuza aşık bu kalp. Sahte gülüşlere, salınıp gezinen endamlara, çağcıl oyuncaklara, anlık hazlara değil… Neon ışıklarının dünyasında, sevgilerin denizi avuçlamak gibi boşa çıkıyor, geriye kalansa birkaç damla ıslaklık…

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 246 takipçiye katılın

KATEGORİLER

%d blogcu bunu beğendi: