Hazreti İnsan – Tavsiye Kitap

Birkaç gün önce beni çok ama çoook mutlu eden bir haber aldım. Çocukluk arkadaşım, en yakın arkadaşım, kardeşim namaza başladığını söyledi bana telefonda. O kadar mutlu oldum ki, daha geçen haftalarda bir yazımda bahsetmiştim, keşke ben camide namaz kılarkan o dışarda beklemese diye… Dualarım kabul oldu, Rabbim canım arkadaşımı her daim Allah rızası gözeten, namazında, imanlı kullarından eylesin inşallah, cümlemizi inşallah…

Namaz kılınan bir ortamda büyümemişseniz, etrafınızda dinden bahseden insanlar yoksa ve 30unuza yaklaşmışken namaza başlamışsanız bunu sürdürmeniz gerçekten zordur. Bu zorluğu da kanaatimce ancak çok okuyarak ve cemaate karışarak aşabiliriz. Benim cemaate karışmam bir türlü kısmet olmadı, sevgili arkadaşım da cemaat ve sohbetlere katılma fikrine sıcak bakmadığından onun dinimiz ve namazla ilgili kitaplar okuması gerektiğini düşündüğümden bu mutlu haberi aldığımın ertesi günü kitapçıya gittim hemen. Aradığım kitapların hepsini bulamadım ama üç kitap aldım onun için:

  • Hazreti İnsan
  • Kuran’la Gülmek Kuran’la Ağlamak
  • Namaz ve Namaz Psikolojisi

Bu kitapları ona aldım ama kendi okumadığım bir kitabı da göndermek istemedim ve hemen başladım okumaya. 3 günde ikisini bitirdim, bu ara bol bol okuyorum şükür ki.

Hazreti İnsan, üniversite de yakın bir arkadaşımın bahsettiği ama arayıp da bulamadığım bir kitaptı.

9789759161224

Kitabın yazarı Türk değil, sonradan Müslüman olmuş bir bayan: Rabia Christine Brodbeck. İsviçre’nin Basel şehrinde doğan yazar Müslümanlığı seçmeden önce dünyaca ünlü bir modern dansçıymış.

Kitap;

-İnsanın yaratılış sırrı

– Hazreti Adem,

– Edebi Tazelik,

– Aşkın Sırrı,

– Çamur ile Nur arasında,

– Tevhid ve Tasavvuf,

– Veren El Olmak,

– Cemal,

– 21.yy.da hakikatin Dirilişi,

– Yıkım ve Kurtuluş Arasında İnsanlık

– İlim aşk haline geldiğinde

Başlıkları altında işleniyor.

İslam tasavvufi boyutta ele alınıp işleniyor, insanın gerçek aşkının ancak Allah’a duyduğu aşk olabileceğinden ve ruhun ancak bu şekilde tatmin olabileceğinden bahsediliyor kısaca kitapta.

İnsandaki tek gerçek şey ruhudur ve ruh tamamen Rabbine aittir. Yani bizler ebediyet için yaratıldık ve bunun anlamı manevi ilerleme için yaratılmış olduğumuzdur. İnsan seçilmişlik ünvanını taşımaktadır, diyor kitapta.

‘Şüphesiz biz emaneti göklere , yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, onu insan yüklendi…’ (Ahzab 33/72)

Kitapta hoşuma giden altını çizdiğim bölümler;

Ali Bin Ebi Talib (ks) şöyle der:

‘Çare içinizde; ama siz bilmiyorsunuz. Hastalık sizden geliyor, ama siz görmüyorsunuz. Sizler, harfleri, sırları beyan eden netleştirici keşif kitabısınız. Küçük bir bedenden ibaret olduğunuzu sanıyorsunuz; halbuki en büyük dünya sizin içinizde inkişaf ediyor. Eğer kendiniz hakkında tefekkür ederseniz, kendinizin dışında olana ihtiyaç hissetmeyeceksiniz; ama siz tefekkür etmiyorsunuz’

‘İnsanın bu dünyaya yegane geliş sebebi Allah’ı bilmektir.’

‘Bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim.’ (Maide, 5/3)

Bütün mevcudat Rabbine sürekli ibadetle meşguldür. İnsana ise Marifetullah emaneti yüklenmiştir. Bütün kainat Allah’ın şanından hisse almaktadır! Her şey O’nunla beraberdir; her şey O’nunla uyum içindedir, her şey O’nunla kaimdir, yani bütün mevcudat Cenab-ı Hakk’tan nişaneler taşır.

Tevhid, sizin her anınızın Rabbinizin nefesiyle kaim ve Hay olmasıdır. Tevhid, Cenab-ı Hakk’a tam teslimiyeti, yeryüzünde Allah’ın halifesi olma emanetini taşımayı kabul etmeyi gerektirir.

Sufi Evliya Sidi Hamza el-Kadiri’nin söylediği gibi; ‘Gerçek ilim sadece tevazu sayesinde elde edilebilir. Bu ilme giden yol, tıpkı kişinin bir akarsudan su içmek istemesi gibidir: Su içebilmek için başını aşağıya eğmek zorundadır. Su, en aşağıları arar, bu yüzden bizde suyu taklit etmek zorundayız.’

İslam, Efendimizi bu dünyadaki her şeyden ve kendi nefislerimizden bile çok sevmek demektir. Böylece ümmet-i Muhammed’in bir parçası olacağız.

Yeme-içmede, uyumada, konuşmada, alışverişte genellikle aşırıya kaçıyoruz. Peki neden bir kere de ibadette ve hizmette aşırıya gitmiyoruz?

İnsanlar yaşamlarındaki en önemli olay olmasına rağmen neden ölümü sık sık tefekkür etmezler?

Doğumdan ölüme kadar bütün yaşamımız ağır bir öğrenme süreci iken, biz genellikle yiyip içmeyi, konuşmayı, yürümeyi ve uyumayı tercih ediyoruz. En büyük hazinemiz saf tevazu ve hiçlik iken, bizler kendimizi çok önemsiyoruz.

Peygamberimiz (asm) şöyle buyuruyor:

‘İnsan bilmediği şeye düşmandır’

Bütün problemlerimizin kaynağı Huzur-u İlahiyeyi bilmememiz ve ilahi susuzluğu hissetmememizdir. Uyum istemeyen tek bir insan yoktur. Kalp ancak Rabbiyle mutmain olabilir. Eğer kalp hasta ise, bütün beden hastalanır. Eğer kalp sağlıklı ise bütün varlık sağlıklı olacaktır. En büyük düşman şuursuzluk ve cehalettir. Bizler kendi güneşimizi örten bulutlarız.

Cüneyd-i Bağdadi Hz.lerinin sözleriyle: Suyun rengi kabın rengidir.

Bediüzzaman Hazretleri Efendimiz hakkında telif buyurduğu risalelerinden bir tanesinin girizgahında şöyle buyuruyor:

‘Ben Hz.Muhammed’i kelimelerle övemem, bilakis benim sözlerim O’ndan bahsederken şeref ve kıymet kazanırlar.’ ‘Evet bu dünya güzeldir , fakat onu güzel yapan yaratılmışların en güzelidir; Muhammed (sav.)in sıfatları ve özellikleridir.’

Namaz müminin miracıdır ve en büyük zikirdir.

Namaz miraca yükselme imkanı, ibadet edenin, ibadet edilende fani olması, Yaratıcı ve yaratılan ikileminin aşılmasıdır. Bu ibadet duruşu, bir kölenin sahibine karşı tam bir teslimiyet ve samimiyet özelliğini içinde taşımaktadır. Secde, kulun Rabbiyle sevgi dolu kavuşmasının sembolüdür.  O yüzden Hz.Peygamber (sav) şöyle buyurdu: ‘Gözümün nuru namazda kılındı.’

Bir arif-i billah zat şöyle buyuruyor: ‘Doğulu dua eder kitap okumaz, batılı kitap okur dua etmez.’

İnsanın yegane sıkıntısı aslında kendi cehaleti ve gafletidir! İnsan kendi şuursuzluk ve gaflet uykusundan uyandığında Hakk’ın varlığını kavrayacaktır.

Birisi ahir zamanı, ‘Her şeyin ve herkesin her şey ve herkesle savaş halinde olması’ diye tarif etmiş.

Kim tevazu gösterirse Allah onu aziz kılar, kim de kibir ile yükselmeye kalkışırsa Allah onu zelil kılar.

İnsanlar kendilerine rehberlik edecek kişiler olmadan yaşayamazlar.İnsana ihtiyaçlarını sadece din verebilir. Din olmadan insan bu vahşi hayat ormanında kayolur.

İslam herkes için yüksek hassasiyeti öğretir. Bize vermek sanatını, başkaları için yaşama sanatını öğretir. Dinin kanunu bir karıncanın bile bilerek ezilmesini veya ona acı verilmesini veya çiçeklerin, bitkiler ve ağaçların bilerek sökülmesini yasaklar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 259 takipçiye katılın

KATEGORİLER

%d blogcu bunu beğendi: