SİZİN İÇİN ACI KAHVE İÇECEK BİR YAR BULUN KENDİNİZE

wpid-20140823_235659.jpg

Mustafa Ulusoy’un ‘Aynalar Koridorunda Aşk ‘ kitabından bu sayfa.. Hiç durup düşündünüz mü bu konuyu.. Gerçekten de öyledir, ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz, şu dünyadaki kısacak, biraz oyalanan sinek misali ömrümüzde yine de sevmek, sevilmek istiyoruz. Bu kitapta anlatılan hayatlar kadar olmasa da birçoğumuz kalp kırıklıkları yaşıyoruz ve bunu içimizde büyüttükçe büyütüyor adeta balon gibi şişmesine izin veriyoruz. Halbuki tevekkül etsek… Lisanen değil de kalben de kadere inansak.. Rabbimizin bizim için hayırlı olanı bizden daha iyi bileceğini bu yüzden de hayırlısı neyse o olsun diyebilmeyi başarsak aslında hayatlarımız çok daha kolay ve katlanılabilir olurdu. Ben bu günlerde öyle yapıyorum, çünkü ben bilemem Rabbim bilir, Rabbim benim için hayırlısını sen daha iyi bilirsin, hayırlısı neyse onu nasip et diyorum. Eskiden olsa başa çıkamadığım duygular altında ezilir paramparça olurdum, şimdilerde birkaç çatlakla kurtarıyorum 🙂

wpid-20140824_140510_hdr.jpg

wpid-20140824_115324.jpg

wpid-20140824_115535.jpg

 

Ben Türk kahvesini çok severim,hele ki böyle güzel servis edilirse:) Haftasonu Milas’taydım, çok otantık bir mekan keşfetmiştim, bu sefer yine gitmeden edemedim, kahvesinden daha önce içmek nasip olmamıştı. Kışın sobada pişiyor, fincanda dibek kahvesi bu içtiğim.. Baya baya cezvede değil de fincanda pişiyor kahve, yıllar önce otelde çalışırken aşçı bir arkadaşım vardı, ilk onda görmüştüm ama o zamanlar kahveye olan sevdam şimdiki gibi olmadığından çok da ilgimi çekmemişti.

Artık çekilmiş kahveleri son zamanlarda çok beğenmez oldum, kahveyi her zaman taze tüketmek istediğimden az az alırım, telvesi bol olsun diye koca bir kaşık kahve koyuyorum cezveye ama yine de istediğim gibi olmuyor. Hele dibek kahvesini içtikten sonra bugün kendi yaptığım kahveyi dahi hiç beğenmedim :/ Ben de internette biraz araştırma yaptım ve şu resimde gördüğünüz havandan (eğer bulabilirsem) almaya karar verdim 🙂

   Dibek kahvesi aslında özel bir pişirme yöntemi değilmiş, özelliği kavrulmuş kahve çekirdeklerinin dibek adı verilen taştan ya da ağaçtan yapılmış havanda elle dövülerek öğütülmesiymiş. Tek kişilik döve döve sevgimi kata kata pişiririm bundan sonra kahvelerimi 🙂 Bol köpüklü kahve severlere şiddetle tavsiye edilir 🙂

Ayrıca değişik dibek kahvesi tariflerine göre, havana kahve çekirdeklerinin yanı sıra hindistan cevizi, kakule ya da mercan köşkü de eklenerek dövülebilirmiş. Bunu da dener bi yazı da bunun için yazarım ben 🙂

O kadar türk kahvesinden bahsedip de birçoğunuzun bildiği o meşhur ‘TUZLU KAHVE’ hikayesini anlatmadan geçmek olmazdı.. Aslında bu hikayenin farklı varyasyonlarını okumuştum hep ama bugün araştırırken bu olayın Sultan 2.Abdülhamit ile eşi Refika Semahat Hanım arasında geçtiğini öğrendim. Bilmiyorum ne derece doğru ama çok güzel, bilenler bilmeyenlere okusun, anlatsın…

Sultan II. Abdülhamid’in son senelerinde vefat eden emekli miralay Osman Fevzi Bey’in vasiyetnamesinden bir bölüm:     “Sevgili Refikam Semahat Hanım;     Sizinle ilk tanışmamız, hayli ibretamiz olmuştu. Komşularımızın tavsiyesi ile size talib olduk ve rahmetli validem ile beraber, evinize, sizi istemeye gelmiştik. Âdet üzere, kahve ikram etmeniz icab ediyordu. Biraz sonra kahvelerimizi getirdiniz. Valideminki sade idi, fakat ben bir yudum alınca neye uğradığımı anlamadım. Çünkü kahveye şeker yerine bol mikdarda tuz koymuştunuz. Size bunu hissettirmemeye çalıştım, fakat hemen farkettiniz ve bir çığlık attınız. Ben ise, sizi mahcub etmemek için; “Aman efendim, ne hoş bir tesadüf, bendeniz, asker tabiatli olduğumdan herhalde, kahveyi tuzlu içerim. İnşaallah mes’ud bir yuva kurarız ve siz de bana her gün tuzlu kahve yaparsınız.” demiştim.    İşte sevgili Semahatcığım, sizinle tam 50 sene devam eden bu mes’ud izdivacımız, tuzlu kahve ile başladı. Aslında hayatımda o ana kadar hiç tuzlu kahve içmemiştim. Zaten içilecek gibi de değildi. Siz 50 sene boyunca hergün bana, hoşuma gittiğini zannederek tuzlu kahve yaptınız. Bu kahvenin her yudumu zehir gibi acıydı. Fakat bu azabı size hiç hissettirmedim. Zira, karşımda mahcub bir hale düşmeniz, kalbinizin kırılması bana, tuzlu kahveden daha acı gelecekti. Bu yüzden size hiçbir şey hissettirmedim.   Artık ahiret yolculuğu başlıyor. İnşaallah dünya hayatındaki beraberliğimiz Cennet’te de devam eder. Çünki, “Dünyada kimi seviyorsanız, ahırette de beraber olursunuz” sözü hadis-i şerifdir. Sizleri Alalhü Teâlâ’ya emanet ediyorum.”

 

Şimdilerde bu hikayedeki gibi hikayeler yaşanmıyor maalesef.  Sadece kız isteme merasiminde içiriliyor tuzlu kahveler, manası da unutulup gidiyor, Rabbim herkese ‘Siz 50 sene boyunca hergün bana, hoşuma gittiğini zannederek tuzlu kahve yaptınız. Bu kahvenin her yudumu zehir gibi acıydı. Fakat bu azabı size hiç hissettirmedim. Zira, karşımda mahcub bir hale düşmeniz, kalbinizin kırılması bana, tuzlu kahveden daha acı gelecekti. Bu yüzden size hiçbir şey hissettirmedim.’ diyen ceddimiz Sultan 2.Abdülhamit Han hassasiyetinde eşler nasip etsin inşaallah.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 246 takipçiye katılın

KATEGORİLER

%d blogcu bunu beğendi: