İSTANBUL’DA 1 İNCİ GÜN :)

Ne zamandır içimde bitmek bilmeyen bir enerji patlaması yaşadığımı söylüyordum ya hani, artık o potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye dönüştürmeyi başardım 🙂 Bunun için şehirlerarası yolculuk yapmam gerekti tabi, iyiki de yapmışım dedim çok da güzel oldu:)

Cuma akşamı İzmir’den İstanbul’a geldim, 2 sene önce de Ramazan Ayında İstanbuldaydım ama  o dönem evlenme arefesinde olduğumdan ve başlarda çok önemsenen ama birçoğu fuzuli olan alışverişi yapmam gerektiğinden hiç bir yere çıkamamıştım,düşünüyorum da Sultanahmet’e bile nasıl olmuş da hiç gelmemişim.

Benim yaşadığım yerde maalesef Ramazan Ayının maneviyatını hissetmek zor, oruç tutan pek fazla olmadığı gibi tutana da saygı göstermiyorlar, şimdi böyle yazdım ama kelimelerle kınamıyorum kimseyi, Müslüman olduğu halde mazeretsiz oruç tutmayıp da bu yazıyı okuyanlar yanlış anlamasın. İnsan her zaman kendine neyi daha yakın hissediyorsa onu seçer,gönlü ona kayar. Bu bir tercihtir ve herkes istediği dini seçmekte ya da seçtiği dini istediği şekilde yaşamakta serbesttir. Serbesttir amma sonuçlarına da katlanmak zorundadır 😉

Bu bir gezi yazısı olarak başladı ve benim bilmeyenleri aydınlatma konusundaki dini bilgim daha fazlasına yetmediğinden de gezi yazısı olarak sonlanacak. Bazen bilmek gerekmez sadece hissedersin ve bu sana yeter bazen de dünyayı dahi bilsen o bildiğin derya deniz olsa sen elindeki o boş bardağı bir türlü dolduramazsın.

İstanbul’da ilk günümde sahuru kuzenlerle Sultanahmet’te yaptık. Teravih namazımızı kıldıktan sonra sahurda yiyeceklerimizi de alıp gecenin 1inde Sultanahmet’e geldik. O saatte Sultanahmet’te ne var diyecekler için yazmak istedim bu yazıyı. Eğer Ramazan’da İstanbuldaysanız bir gün sahuru bir gün de iftarınızı muhakkak Sultanahmet’te yapın. İnanılmaz bir kalabalık vardı, Cumartesi gecesi olmayına yorumladım ben çünkü ertesi gün tatildi ve sabaha kadar uykusuz kalmak kimseye zor gelmeyecekti. Üstelik biz gittiğimizde hiç de oraya yeni gelmiş gibi gözükmüyordu kimse, sonradan da öğrendiğim kadarıyla zaten iftarını orada yapan sahura kadar da orada kalıyormuş. Çimenlerde onlarca insan, yanlarında piknik tüpleri, çocuk çocuk maaile herkes oradaydı.

20140721_210116

‘Asırlık Tatlar ve Sanatlar’ adı altında bir de çarşı kurulmuş ki kesinlikle görmeye değer. Çarşının üzeri açık, komple led ışıklarla süslenmiş, sağlı sollu rengarenk esnaflar. Bir yanda Kurukahveci Mehmet Efendi (ki taze kavrulmuş kahvesini çoook severim) bir yanda ağaçtan oyuncaklar yapan Recep Efendi, bir yanda beni oldukça cezbeden takıcılar ve Osmanlı kıyafetleriyle fotoğraf çeken fotoğrafçılar. Atmosfer öyle güzeldi ki.. Tabi bu çarşıya girmek istiyorsanız çok geç kalmayın çünkü biz Sultanahmet’e geldiğimizde saat 01:30 du ve artık kapandığından içeri kimseyi almıyorlardı, içeridekiler içinde dükkanlar saat 02.00 de kapanıyormuş. Rengarenk insanların arasında öyle güzel bir atmosfer var ki, İstanbuldaysanız ve hala Sultanahmet’e gelmediyseniz muhakkak Ramazan bitmeden buraya bir uğrayın derim.Üstelik fiyatlar da çok uygun. Türk kahvesi 2,5 TL, ipek şallar var 35-65 TL, lale motifli,boncuklu tasarım bileklikler, yüzükler var 5 TL.. İster kendiniz için alın ister sevdiğinize hediye edin, her şey öyle güzel ki…

asırlık tatlar

 

20140721_234318 20140721_234542

Bu oyuncaklar tamamen el yapımı ve organik boyalarla boyanıyor. Yani çocuklar için zararlı hiçbir madde yok. Oyuncakçı Recep Beyi ben çok sevdim ve iznimi de alarak fotoğrafını çektim, geçmişte oynanmış bazı oyuncakların hikayesini anlattı ve bence bu iş ona çok yakışmış, mütebessim bir insan, ben oyuncak almadım aslında çoook pahalı da değillerdi ama bu seferlik ona bütçe ayıramadım, ama bu oyuncaklardan almak için illaki çocuk olmaya ya da çocuk sahibi olmaya gerek yok çünkü hepsi birbirinden güzel ve sahip olmaya değer. Bir de Zeytinburnunda organik pazar varmış oradan da satın almak isteyen istediği oyuncağı alabilir:)

20140721_234552

Kelime oyunu yapmadan duramadım gene ve İSTANBUL’DA BİR İNCİ GÜN diye attım başlığımı, nasıl ki istiridye dışardan gelen zararlı organizma veya parazitlere korunma amaçlı tepki olarak bunları izole edip üzerlerini sedefle kaplamaya başlar ve sonunda o güzellik harikası inci oluşur Sultanahmet de aynen öyle İstanbul’un incisi olmuştu o gece benim gözümde.

Biz gece geldiğimiz için özlemle yeniden görmek için sabırsızlandığım Topkapı Sarayı’nı ziyaret etmedim ama eli boş da dönmedim, daha önce nasıl olmuş da o sokaktan geçmemişim dediğim Soğukçeşme Sokağı’dan geçtim mesela, adını yine bu sokakta bulunan 3.Selim dönemine ait mermer bir çeşmeden alan Soğukçeşme Sokağı girişte ve çıkışta 24 saat güvenlik görevlilerinin bulunduğu bir yer.Görülmeye değer yerlerden, fotoğraf çekmeyi çekilmeyi sevenler için özellikle tavsiye ederim 🙂

Gece çekimlerim iyi olmadığı için resimleri kes-yapıştır yaptım :/

1206987-sogukcesme-sokagi 72613596 sogukcesme

Soğukçeşme Sokağı’na girmeden, Topkapı Sarayı’nın da girişinde bulunan 3.Ahmet tarafından yaptırılan muhteşem görünümlü bir çeşme karşılıyor bizi. Çeşmeye bakmaya doyum olmaz ama maalesef üzerinde yazan Ayasofya’ya bakan yüzündeki iki satır Arapça harflerle Türkçe olarak yazılmış olan yazıyı o an okuyamıyoruz, ama ben sizler için araştırdım ve ne yazdığını buldum. Diyor ki : ‘Aç besmele ile iç suyu Han Ahmede eyle dua’  ebced hesabıyla harflerin rakam değerlerini topladığımız zaman bu çeşmenin yapılış tarihi ortaya çıkıyor – Hicri 1141 Miladi 1728 Ve bu kitabenin sadece kendisi değil el yazması da 3.Ahmet’e aitmiş. Okuyunca neler de öğreniyor insan.

_mg_6706 1058512_10151586635549342_1361054002_n 20140721_214522 1201269638303 düğünçiçeği-21

Çeşmemizi de doya doya seyredaldıktan sonra sabah namazımızı da kılıp dönüş yoluna çıkmayı planlıyoruz Şanslıyız ki tam da istediğimiz gibi gidiyor her şey ve sabah namazımızı da cemaatle Sultanahmet Camii’nde kılmak nasip oluyor.

Bir de bugüne yakışır bir inci, Ramazan sevinci, ilk kez okuduğum, çok sevdiğim, okuyan herkese bir NASİHAT olsun.

Alemi sen kendinin kölesi, kulu sanma 
Sen hak için alemin kölesi ol, kulu ol 

Nefsin hevası ile mağrur olup aldanma 
Yüzüne bassın kadem; her ayağın yolu ol 

Garazsız hem ivazsız hizmet her canlıya 
Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol 

Allah için herkese hürmet et de sev sevil 
Her göze diken olma; sünbülü ol, gülü ol 

İncitme sen kimseyi, kimseye incinme hem 
Güler yüzlü tatlı dil, her ağızın balı ol 

Nefsine yan çıkıpta kabeyi yıksan dahi 
İncitme gönül yıkma; ger uslu ger deli ol 

Güneş gibi şefkatli, yer giibi tevazu’lu 
Su gib sehavetli, merhametle dolu ol 

Gökçek gerek dervişin sanı yoksula baya 
Suçluların suçundan geçip hoş görülü ol 

Varlığından boşal kim yokluğa erişesin 
Sözünü söyle gerçek HULUSİ’nin dili ol

Osman Hulusi Ateş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s