KARANLIKTAN AYDINLIĞA BİR YOLCULUK-3

Yine aynı şiş gözlerle karşımda durmuş,başı öne eğik ve bu sefer ayakta durur vaziyette ne olur yarın buraya gel diyordu. Eliyle bir yeri işaret ediyordu, çok da tanıdık gelmişti bana ama uyandığım zaman birtürlü hatırlayamamıştım. Oysa o sanki sabaha kadar karşımda durmuş ve beni o işaret ettiği yere çağırmıştı. Öyle bir yer ki hem çok tanıdık hem çok uzak. Karşımda büyük, çok yaşlı olduğunu sandığım bir ağaç vardı, Arkasında eski taş evler, hiçbirisi onarılmamıştı ve hala içinde yaşayanlar vardı. Hangi semt olabilirki orası diye diye kalktım yataktan.. Çok geç saatte yatmış olmamdan dolayı pek tabiki otobüsüde kaçırmıştım, hemen bir sonraki ilk otobüse atladım bende, sanki içimden bir ses beni o araca binmem konusunda telkin ediyordu, hatta neredeyse korkmuyor olsam  arkamdan birisi kapıya doğru itekliyordu beni diyeceğim.

Otobüse bindikten sonra telefonla işyerimi arayıp geç kalacağımı söylemem gerektiğini hatırladım, her zamanki gibi çantam karmakarışıktı ve birtürlü bulamıyordum telefonumu. O hırsla belki  on dakika çantada telefonu aramışımdır. Tam telefonu elime almıştım ki pencereden dışarı baktığımda rüyamda gördüğüm ağacı gördüm, tıpatıp aynısıydı, ve o evler. Evet evet o evlerde bu evlerdi. Hemen otobüsü durdurmak için düğmeye bastım ki o zaten durağa gelmişti, tam da o anda durdu ve hızlıca indim otobüsten. Hala inanamıyordum, rüyamda gördüğüm o ağaç, o taş evler şimdi resmen canlı canlı karşımda duruyorlardı. Ne vardı bu kızda böyle. Eğer olmadık bir yerden karşıma çıkarsa ne yaparım diye düşünerek yolda yavaş yavaş yürümeye koyuldum. Bir yanım onu görmek isterken bir yanım ise görmekten çok korkuyordu. Ya göremezsem diye üzülürken bir yandan da ya görürsem ve rüyamdaki gibi aynı şekilde beni karşılarsa diye korkuyordum. Böyle şeyler sadece filmlerde olabilirdi ve ben kesinlikle film çevirmiyordum. Tam o anda iş yerinde olmam gereken saatin geçmekte olduğunu farkettim ve telefonum çaldı. Arayan pek tabi iş arkadaşımdı, açmak istemedim hemen çünkü bir şeyler uydurmam gerekiyordu, tam kapanacağını düşündüğüm bir anda yanlışlıkla açma tuşuna basıverdim ve cevap vermek zorunda kaldım. Sevgili iş arkadaşım Leyla oldukça telaşlanmıştı, haklıydıda çünkü yıllardan beri birlikte çalışıyorduk ve ben işe hiç geç kalmamıştım. Durmadan konuşuyordu: ne oldu? hasta mısın? neyin var? kötü bir şey mi oldu? yapabileceğim bir şey var mı? neden işe hala gelmedin? yoksa hastanede misin? yanına geliyim mi? beni dinlemiyordu bile durmadan soruyor soruyor ve soruyordu. Leyla, dedim. sakin ol. hiçbir şeyim yok, önceden planlanmış bazı işlerim vardı, onun için bugün işe gelmeyeceğim, sen beni idare et deyiverdim. Ama böyle söyleyince daha çok telaşlanacağını düşünememiştim. Bu sefer de: sen benden bir şey gizliyorsun, neyi gizliyorsun, söyle, benden neden gizliyorsun? 

Reklamlar

Bloglovindeyim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 260 takipçiye katılın

KATEGORİLER

%d blogcu bunu beğendi: