HIDIRELLEZ DE MUTLAKA YAPMA(MA)NIZ GEREKENLER

Evet, bugün 6 Mayıs! Nam-ı diğer Hızır ile İlyas (a.s)’ın yeryüzünde buluşma günü.

Ya da birçoğunun bildiği (belki de sadece inanmak istediği) şekliyle tüm duaların/ dileklerin kabul olduğu gün. Yıllardır süregelen inanışa göre 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece haftalardır gözünüze kestirdiğiniz gül dalının yanına gidilir. İnanmayanlar, inansalar bile itiraf edemeyenlerin yadırgayan bakışlarından çekinerek o ağacın dibine çömelip, aynı gün içinde özenle hazırladığınız, içinde dileklerinizin yazılı olduğu küçük bohçanız (aslında buruşturulup özensizce kapatılmış bir selpaktır ama niyettir ya önemli olan) o gül ağacının dibine gömülür. Bohçanın içine dileklerimizi gerçekleştireceğini umduğumuz Hızır (a.s) için biraz bozuk para da konur (bu neden yapılıyorsa sanki bizim paramıza ihtiyacı varmış gibi!), ardından huzurla yatağa girilir. Ancak Güneş doğarken mutlaka uyanıp dileklerimizi yazdığımız bir A4 kağıdını (malum senede bir gün isteme şansı olunca insanın, liste uzadıkça uzuyor tabi=) kesip biçerek tekne şekline sokup akan bir suya, bir nehre ya da denize bırakmamız gerekir. O kağıt o su içinde eriyecek kardeşim!! :))) Yoksa dileğine kabul olmaz bak, beklenir, beklenir, ulen rüzgarda yok ki, tekne ne batıyo ne çıkıyo, üfflee, üfflee, yokkk! Kağıttan hazırlanan hayallerle boyanmış gemi suyundan içinden geri alınır ve bu sırada yanlışlıkla üzerine biraz su sıçratılır, AAAA ISLANDI BAK BAK, ISLANDI! Ehh hadii biraz daha uğraşırsak, biraz daha ıslanırsa batacak zaten :)) Yavaş yavaş kağıttan gemi okyayusun (evin bahçesindeki küçük havuz = OKYANUS ) derinliklerine doğru dileklerimizi gerçekleştirmek üzere yola koyulur, bizde hayaller alemine… Aaaa nazar çıksın diye ateş yakıp üzerinden atlamayı unuttuk bak gördün müüüüüü! Neyse onuda seneye yaparız artık, cümlesinin ardından 1 yıl boyunca birikmiş nazarla mı dolaşıcaz fikri sarar dört bir yanını, olayı fazla abarttığını düşünüp ilk konuşan olmak istemezsin ama odanın içinde yaktığın mumun üzerinden atlamaktan kismeee alıkoyamaz seniii :))) YUPPPİİİİİİİİİ

İşte birçoğumuza göre Hıdırellez budur, ama BU MUDUR? GERÇEKTEN? Hayır, değildir.. Bunlar ilk kez şehre inen masum köylü modundan çıkamamış insanoğlunun bir çeşit kendini kandırma, günün 24 saat vaktinin tamamında Yaradan’la sınırsız ve ücretsiz ve zahmetsiz iletişim hakkı bulunan insanoğlunun isteklerini sadece bir günde kabul olması fikrini kendine yakıştırması aslında bir bakıma ‘Yaratılanların içinde en üstün olma durumu’nu alçaltmasıdır bana göre.. Hmm bunları yazıyor olmam bir zamanlar bütün bu rituelleri benim de yapmadığım anlamına gelmiyor tabi. Ama neden tüm isteklerimiz sadece o gün istenince gerçek olsun ki!? Onca mübarek aylar, günler aslında ömrümüzün bedava verilmiş piyango biletleriyken hemde.

Ben hiçbir zaman kimsenin yaşayış şeklini, düşünce tarzını eleştiren bir insan olmadım, en azından bunu hiç sesli düşünmedim:) Herkesin inanışına yaptıklarına saygım sonsuz ama Hızır ile İlyas (a.s) ın aralarındaki muhabbeti paylaşmayı da kendime bugün borç bilirim.

Hani Musa genç yardımcısına demişti: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim.”(Kehf, 18/60)  Kuran-ı Kerim’de geçen bu ayet ile ilgili hadis;

Musa Rabbine sorup: 


“Ya Rabb! Kullarının sana en sevgilisi hangisidir?” demiş. Buyurulmuş ki: “Beni zikreden ve unutmayan.”

Ey (Rabb!) en hakim kulun hangisi?” demiş.

Buyurulmuş ki: “Hak ile hükmeden ve arzularına uymayan kimsedir.”

“En bilgili kulun kimdir?” demiş.

Buyurulmuş ki; “Belki bir kelimeye rast gelirim de bir doğru yolu gösterir veya bir felaketten kurtarır diye insanların ilmini araştırmakla kendi ilmine ekleyen kimsedir.”

Bunun üzerine Musa (a.s) demiş ki: 

“Ya Rabbi! Kullarından benden daha bilgilisi varsa bana göster”.

“Var” buyurulmuş. “O halde onu nerede arayayım” demiş. “Her iki denizin birleştiği yerde, kayanın yanında balığı kaybedeceğin yerde…” diye tarif edilmiştir.

“Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Varmaları gereken yere gelip) Geçtiklerinde (Musa) genç-yardımcısına dedi ki: “Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız-yolculuktan gerçekten yorulduk.” (Genç-yardımcısı) Dedi ki: “Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı şeytandan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu.” (Musa) Dedi ki: “Bizim de aradığımız buydu.” Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler.” (Kehf, 18/61-64)

 

Ayetlerden Hz. Musa (as) ve genç yardımcısının yanlarında yemek üzere bir balık getirdikleri anlaşılmaktadır. Ancak henüz yeme vakitleri gelmeden evvel, Allah bu balığı ikisine birden unutturmuş, balık da onların unuttukları bu anda akıntıya doğru gidip, yanlarından uzaklaşmıştır.

Ancak bu unutmanın pek çok hikmetleri vardır. Allah bir hayır ve hikmet üzerine ikisine birden yiyeceklerini unutturmuştur. Bu kaçış açık bir işarettir. Çünkü balık, aradığı (Hz. Hızır olduğu tahmin edilen) kutlu şahıs ile Hz. Musa’nın buluşacakları yerin detayının tespitinde bir görev üstlenmiştir. Allah bu buluşmanın nokta tayinini, balığın kaçışını vesile kılarak gerçekleştirmektedir.

Ve Hz.Musa Hızır as. ile buluşur: (Kehf Suresi)

“Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.” (18/65)

Musa ona dedi ki: “Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?” (18/66)

“Dedi ki: “Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin.” (Böyleyken) “Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?” (18/67-68)

(Musa:) “İnşaallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim.” dedi.” (18/69)

“Dedi ki: “Eğer bana uyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar.” (18/70)

Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: “İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın.” (18/71)

“Dedi ki: “Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?” (Musa: “Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma.” dedi.” (18/72-73)

“Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: “Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın.” (18/74)

“Dedi ki: “Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?” (Musa:) “Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme. Benden yana bir özre ulaşmış olursun.” dedi.(18/75-76)

“(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: “Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin.” ( 18/77)

Dedi ki: “İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.” (18/78)

“Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı.” (18/79)

“Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü’min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk. Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik.” (18/80-81)

“Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu.” ( 18/82)

kehf_suresi_109__salavat-i_serife-denizler-murekkep-olsa

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s