HAYATIMIZ SINAV-YARIŞ DİYENLER OKUSUN

Bu yazıyı ne zaman nerede okudum da yazıp arşivimde sakladım hiç hatırlamıyorum o yüzden maalesef kaynak belli değil ama özellikle KPSS’nin,LYS’nin yaklaştığı şu günlerde sınava girecek olan arkadaşlarıma bir nebze olsun yardımı olur belki diye yayınlamak istedim, bu hikaye aslında çok şey anlatıyor çünkü sınavlara hazırlandığız dönemde sizi kimse anlamaz, özellikle de aile,akraba ve orta yaş üstü hiç bu sınav stresini yaşamamış kişiler.. Ama böyle durumlarda aslında en güzeli bu kurbağa gibi olmak 🙂

Sınava girecek herkese Rabbim zihin açıklığı versin..

 

KURBAĞANIN HİKAYESİ

 

Zamanın birinde kurbağaların yarışı varmış… Hedef, uzun bir parkurun sonundaki yüksek bir kulenin zirvesine ulaşmakmış! Birçok kişi bu ilginç yarışı izlemek için bir araya gelmiş. Hazırlıklar tamamlanmış, kurbağalar sıralanmış ve yarış başlamış.

Gerçekte insanlar kurbağaların parkuru tamamlayabileceklerine, bunu başarsalar bile o kulenin en tepesine ulaşabileceklerine inanmamışlar ve duyulan sözcükler hep aynı olmuş: “Ne acı, hiçbir zaman yapamayacaklar!”

Yarış tüm söylenenlere rağmen devam ediyormuş. Fakat ne yazık ki eksilmelerle… Kurbağaların birçoğu, izleyenleri doğrularcasına daha parkuru tamamlamadan pes etmeye başlamış.

Seyirciler devam etmiş:

“Ne acı! Asla başaramayacaklar!”

Ve ne yazık ki kuleye ulaştıklarında bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar az kurbağa, hâlâ devam ediyormuş.

Sona yaklaşıldıkça seyircilerin sesleri de artmış:

– Yazık, boşuna uğraşıyorlar! Asla başaramayacaklar.

Ve nihayet söylenenlere kulak asmayan ve inanılmaz mücadele gösterip kulenin tepesine ulaşmayı başaran bir kurbağa çıkmış!

Onun dışındaki tüm kurbağaların gücü tükenmiş ve hepsi havlu atmış. Ve onlar, zirvedeki kurbağanın nasıl başardığını merak etmiş… İçlerinden bir tanesi şampiyona doğru yaklaşmış ve yarışı bitirmeyi nasıl başardığını sormuş. Fakat cevap alamamış. Kurbağanın kendisini duymadığını, yani sağır olduğunu keşfetmiş.

Sonuç:

Hiçbir zaman olumsuz düşünmek gibi kötü alışkanlıkları olan insanları dinlemeyin. Çünkü onlar, kalbinizin en güzel, en iyi isteklerini çalarlar! Hedeflerinize ulaşamayacağınızı ya da hayallerinizi gerçekleştiremeyeceğinizi söyleyen kişilere karşı her zaman sağır olun!

 

KARANLIKTAN AYDINLIĞA BİR YOLCULUK 1 -26 DAN BÜTÜNE DOĞRU-

9 yaşımdan beri günlük tutan birisi olarak yazmayı hep sevmişimdir, bu işi tutkuyla yapanlara, meslek edinenlere ise imrenmişimdir hep. Birde başlayıp da bitiremediğim romanlarım var benim, en azından dedim başladığım romanlarımdan birini 26 cümle(cik)ler halinde burada paylaşsam, okuyup beğenenler yorum yapsa ve benim yazma isteğim daha da artsa, belki de kitabıma son noktayı bloğumda koysam.. 

 

Keyifle okunmak dileğiyle…

KARANLIKTAN AYDINLIĞA BİR YOLCULUK

Otobüsüm geciktiği için hiç bu kadar sevinmemiştim, oysa ne can sıkıcı şeydir yapayalnız durakda beklemek. Hele geleceği saat belli ise ve durakta kimse yoksa. Oysa bu sefer birisi vardı. Gri renkli,kapuşonlu bir paltosu vardı ve tek başına,başı önde öylece oturuyordu. İş çıkış saatinin geçmiş olduğunu söyleyebilirim, en azından bir ortalama yapacak olursak. O saatte bu durakta kimseleri görmezdim, tek başıma bekler olurdum genelde çünkü bu saatte çok sık dolmuş da otobüste geçmezdi buralardan. Zaten o da ne dolmuş ne de otobüsü bekliyor gibiydi, başı hep öndeydi,kapşonunu geçirmişti ve gelip geçen dolmuşların kornasına aldırış bile etmiyordu. Başka bir şeyi bekliyordu sanki ama beklediği şey kesinlikle onu bir yere götürecek olan bir araç değildi.

Meraklıyımdır ben, hele tek başına duran birini görünce konuşmadan edemem, oysa bu kez bir rekora imza atacaktım çünkü tam yarım saattir durakta yalnızca ikimiz olmasına rağmen ben selam vermekten ileriye gitmemiştim. Yüzünü göremediğimdendi belkide çünkü insan karşısındakinin önce yüzünü görmek ister, güven verip vermediğini ya da güven verip veremeyeceğini görmek için. Burası İstanbul, diye düşündüm, her şey olabilirdi, her türlü manyak olabilirdi. Belki çok önceden her şey planlanmıştı, belki buraya geleceğimi biliyorlardı ve o yüzden bu zavallı görünümlü kızcağızı buraya bırakmışlardı, benim onunla konuşacağımı bildikleri için. Belkide son davadan kalan izlerdi bu düşüncelerin sebebi. Ben böyle derin derin düşünürken göz ucuyla baktığım kızda bir kıpırdanma oldu, biraz daha sağa kaydı başını yüzünü görebileceğim kadar kaldırmadan sizde oturmaz mısınız dedi. Şaşırdım çünkü yarım saatten fazladır ayaktaydım ve en ortaya oturmuş olduğunu ve muhtemelen de beni yeni fark etmişti. Ne olabilirki, sen neler gördün bu kızcağızmı sana zarar verecek diye diye avuttum kendimi ve ağır adımlarla yanına yaklaşıp oturdum. Ben yanına oturduktan sonra baştaki tedirginliğim yavaş yavaş kendini güvene bıraktı. Oysa hala onun yüzünü görebilmiş değildim ama nedense bir güven verdi işte. Elektriğimiz uyuştu belki diye düşündüm. Yine başını kaldırmadan siz buralarda mı çalışıyorsunuz diye sordu.

– Ben mi? demek gibi hiç hazmetmediğim, söyleyenede mutlaka laf etmeyi ihmal etmediğim bir cümle kurmuştum. Ne demek ‘ben mi’, ikimizden başka birileri varmış gibi sanki. Hani telefonu açarsınızda uyuyormusun sorusunu şaşkınlıkla dinlersiniz ya, ya da kapı çaldığınızda ve açtığınız zaman gelen kişi evdemisin diye sorar ya. İşte ben bunu yapanlara hep kızmış, söylenmişimdir, bu ne saçmalık görmüyormusun kapıyı açtıysam evdeyim demektir, telefona baktıysam uyumuyorumdur… ve uzar gider. Ama bu sefer o çok eleştirdiğim düşünce yapısını farklı kelimelerle ben kurmuştum bu sefer. BEN Mİ diyerekten.

Çikolata Parçalı Organik Kakaolu Puding

Ne çok alıştık her şeyin hazırını tüketmeye, her şey ne kolay, paketi aç, üzerindeki tarife göre sütü dök, kaynayana kadar karıştır, işte sana misss gibi kakaolu/muzlu/ çilekli puding… Halbuki ne çok katkı maddesi tüketiyoruz, en azından doğalını yapabileceğimiz şeylerin kolayına kaçmamalıyız bence. Bu tarifi yeni buldum, kendim birkaç şey ekledim ve yoğun istek üzerine (eşimin baskıları üzerine diyelim) 10 gün içerisinde 2 kez yaptım ve ikiside süppper oldu, o yüzden mutlaka bu tarifi paylaşmalıyım dedim, hiç malzemeler uzun gibi gözüküp de size zor gelmesin, gerçekten çok kolay ve tadı enfess oldu, Tarife aynen uyarsanız tadından yinmez garii :))

Haydi kolay gelsin ve AFİYET OLSUN…

20140520_205840

Malzemeler

  • 4 su bardağı süt
  • 1 yumurta sarısı
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 2 yemek kaşığı un
  • 4 yemek kaşığı şeker
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • Bir fiske tuz
  • 1 paket vanilya
  • Bir çay kaşığı tarçın (olmasa da olur)
  • Bayramdan kalma kutusunda unutulmuş klasik kare çikolatalardan 7-8 tane
  • Bir avuç fındık (olmasa da olur)
  • Üzerini süslemek için hindistan cevizi ve bir kase çilek

Kakaolu Puding Nasıl Yapılır?

  • Kakao, un ve nişastayı tencereye alıp karıştırın.
  • Üzerine yumurta sarısı ve sütü yavaş yavaş ekleyip tel çırpıcıyla malzemeler homojen bir kıvama gelene kadar çırpın.
  • Ocağın altını yakın ve kaynamaya başlayıncaya dek sürekli karıştırın.
  • Kaynamaya başladıktan (foku fokur olduktan) sonra 1 dakika daha pişirip ocaktan alın. İçine tereyağı, vanilya ve şekeri ekleyin. Mikserle 2 dakika kadar çırpın ve kaselere boşaltın.
  • Bu sırada rondoya çikolataları ve bir avuç fındığı birlikte atıp 1-2 çekimlik rondodan geçirin. Zevkinize göre iri ya da küçük parçalar olabilir
  • Mikserle çırptğınız pudinginize fındık ve çikolata parçacıklı karışımımızı da ekliyoruz
  • Pudingimiz hazır… Ben kaselere bisküvi kırıp üzerine puding döktüm çok da güzel oldu 🙂

20140520_210449

Previous Older Entries

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 246 takipçiye katılın

KATEGORİLER